"HERO MEMDALIYE MO BE COLLIGE TO MEND..."


M.ali bir dönemin egitmeni 1940 li yillarda. Gestemerd köyünden olsa gerek. Kovikten öte Aliaga'larin köyü. Konusulan dil zazaca. Lolan asireti mensuplari. Varto"ya her gidisleri Kovik'tan gecerdi. Memdali bir gün okula gider ama kiravatini unutmustur. Annesi kravatin ne oldugunu bilmez. "Hero Memdali be collige to mend " der.  Colligin türkcesi yullardir. Bizde daha cok hayvanlarin boynuna asilir. Bir kürdün, zazanin bunu bilmesi ayip degil. Nede olsa kendilerine ait giysi degil. 1940 larda bunu bilmemek ayip ta degildir. Hele yasli ananin bunu bilmemesi daha da dogal. Tepkide bulunmasi da.


Aslinda konuyu egitimden acmak istemistim. Kovik'te 1940 larin ortasinda köyümüzde egitim bir ahir da baslatilir. Egitmen Memdali'dir kanimca. Yetismedim ama duydum. Ben 1963 te okula basladim. Benden önce okuyan ve ögretmen olan amcalarim vardi. Bu yazimda onlari da yazayim. Ilk ögretmenim Aktas Sarikaya'dir. Kovik'ten degerli bir ögretmen. Herkesin sevip saydigi bir sahsiyet. O dönemde ögretmen olan. Haydar Gülsever, M.Emin Dede, Ismail Akbal. Daha sonra Hüseyin Gülergül, Sehmus Kaya, Hüseyin Bektas, Hasan Ali Gülsever'le baslar. Daha sonrasinda bizlerle sürer. Ismail Sari, Allahverdi Eroglu, Veli Sahin ve bu böyle devam eder.


1966 da depremle birlikte yatili okul devri baslar. 1967 de Tatvan yatili bölge okullari ve diger bölge okullarina gider, köy cocuklari. Egitim düzeyi yüksek olan bir köydür, Kovik. Zira ekonomik yasam okumanin disinda secenek sunmaz. Bu durum tüm yaslilarin secenegidir de ayni zamanda. Kizlarin okumasi da keza yüksektir. Ögretmen, hemsire olan kizlarimiz da vardir. Oran erkeklere göre azdir ama mevcuttur. Onu aciktir okuyanlar icin. Gulizar, Firdevs ve diger kizlarimiz, son kusakta okuyanlarimizla sadiz, sevincliyiz. Daha sonralari köy okulu modernize edildi ve egitim orada sürdü. Depremde tek yikilmayan bina olarak kaldi. Orta ögretim ise basli basina sorundu, köyde. Kisin özellikle 5 kilometre ilce merkezine gidip okumak... soguk. Kurd cakal ulumalari altinda ve yayan gidilirdi. Yemek ve okul giderleri bir dertti. Ama okumak ise bir sevdaydi. Sikintilari alt ederek okumak ve programi bos bir egitimle zordu. Ögretmeni olmayan derslerle egitimin kalitesini yükseltmekte keza ayri bir dertti.


Ilkokul da keza ayni sikintilari olan bir sürecti. Tezegin isisinda isinmak, defteri kalemi olmayan bir okulda sadece formaliteyi sürdürmek egitimin adi olamazdi. Samani renginde bir defterle her seyi haletme yoluna giderdik. Bir animla bu konuyu kapatmak isterim.  Bir gün siniftayiz. Aktas Hoca cocuklara; "kimin evinde bez var getirsin, Atatürk' ün  okul kösesindeki bronz heykelini silsin" dedi. Hasan Gülergül "ögretmenim bizde var" dedi ve Aktas "git al gel ve büstü sil "dedi. Bez (kürdcede koyun yagidir) Hasan'larin evinde koyun kesilmis ve koyunun ic yaglari varmis meger. Ama Hasan "bez"i kürdce algilar ve eve gider koyunun ic yagini alir gelir ve büste sürer. Disariya ciktigimizda bir de ne gürelim, büst bembeyaz olmus. Aktas "Hasan bu ne hal" dedi. Hasan  da "ögretmenim siz dediniz bez getir " bende getirdim, sürdüm. Gülmekten kirilmisti ögretmen. Bizde öyle. Evet egitimin sefaleti ve sicakligin, coskunun bizdeki izleri... Dayak ta cabasi. Cetvel inerdi incecik parmak uclarina. Iskenceyi sefaletin yaninda ögrenerek, bu günlere geldik.


Umut hep kiblemiz oldu... Karli bir kis gününde koltugunda tezek, beyaz yakali, siyah önlüklü kara cocuk, acaba yüzde kac sansla egitime baslar...ayaklarinda corabi yoktur mutlak, sefalet katmerlesmistir canda...Onunda yarinlarda kiblesi umuttur mutlak...


<<geri

Welî Sebrî

Hollanda 12-12-2004