KOVIK’IN GENÇLiGiNE


Yillar bir su gibi akip geçti. insan geriye baktiginda hayatin bir sis perdesinin gizemliliginde kayboldugunu görüyor. Daha dün birbirimizle güzel köyümüzde bir araya gelip gelecegi konusurken, gelecegin insani bu kadar özlemlere sürükleyecegine inanamiyorduk. Maalesef diyebilirim ki gelecek özlemlerin anlatildigi tekrarlarin tekrari oldu. Bu özlemlerin aslinda yabancilasmanin bir sonucu olarak dogdugunu belirtmekte yarar vardir.


Hayat karsisinda istediklerimizin gerçeklestirmemenin getirdigi mutsuzluk diyari, bizi geçmisin anilarina sürüklemektedir. Kendimizi de kandirdigimiz apaçik ortadadir. O kadar çok sevdigimiz köyümüzden, yurdumuzdan can gönüllügüyle ayrilirken, bugün nedense köyümüzün ismiyle kendimizi geçmisimizle birlestiriyoruz. Aslinda biz kopusu kendi isteklerimizle gerçeklestirdik. Büyük kapitalist diyarlarin özlemini çekerek yollara koyulduk. ilginç olan her iki sekilde de özlemleri yasiyoruz. Peki kendimize bunun nedenini hiç sorduk mu? Eminim ki buçalkantili ruhsal dengesizligi hepimiz kendi içimizde sorgulamisizdir. Bu sorgulamada asil önemli olan bu ruhsal çöküntüden kurtulmaktir. Belki de bir gün Kovik’in esrarengiz çocuklarindan biri çikip bizi bu çöküntüden kurtarma cesaretinde bulunur diye düsünüyorum…


Yasam, insanlar için büyük birikimlerle devam ediyor. Öncekiler; bizlere, bir seyler birakarak ayrildilar. Kimisi “gola sara” duydugu inanci misralara döktü, kimisi “yalî golêyi” , kimileri de baska baska seyleri. Her ne olursa olsun bu insanlar bizlere bir seyleri birakarak belki de son özlemlerini dile getirmislerdir. Bu insanlari anmadan ve anlamadan dogdugumuz topraklarin degerini bilemeyiz. Onlar dogduklari yerle bütünlesmeyi, suyunu içmeyi ve dua etmeyi bildiler. Tipki PÎRKA NAZ (Nazife Sarikaya) gibi.



<<geri

Ercan Güneş