Uzun kis gecelerinde yagan kar altinda masallarla büyümek...


Ciranin isigi ciliz. Hafif aydinlikta gözlerimiz, anlatilan masallarda kulaklarimiz. Binbir renkli masallar. Günden islak kalan yünlü coraplarimizi sarkittigimiz tandirda isiyi alarak hem kurutur hemde masallari dinlerdik. Masal devriydi devir. Odada dengbejler tandir basinda biz ufacik cocuklar. Ninelerimizin masallari renga renkti. Her türlü motiflerle süslüydü. Gah Alican, gah ferzende kimi zaman Kocero illede Seyitxan e ker dinlendirilirdi. Masallarin sözleri dengbejlerin klamlariyla süslenir gecelerin köyü karanligina ve disarida esen rüzgarin icine düserdi. Disarida rüzgar eser eser kar boran olurdu. Bu kez tilkilerin masallari, kurtlarin sirasi gelirdi. Yüregimiz sicaciti. Radyo, tv yoktu. Dedelerimiz ve ninelerimizin masallari vardi. Söz vardi, onur vardi. Acili yillarin birikimleri vardi. Destansi masallarin yigitligi ve kemalin kiyimi vardi. Yillar gecti masallar da korkuya büründü. Masallar artik anlatilmaz oldu. Kis yine eski kis. Kar yine rüzgarla savrulmakta. Cira da soldu. Simdi taru-mar olduk.


80 li yillarin baslamasiyla bir tarafta devletin baskisi, digerinde hevallerin namlulari bize yöneldikce, bize de sürgün göründü. Terki diyar eyledik.  Potansiyel sucluyduk artik. Hevallere ser seran ser cavan dedigimiz halde. Yemek verip, azik hazirladigimiz halde. Devlete korucu olmadigimiz halde. Yakalanip gözaltilari yasadigimiz halde. Yatakliktan, fermo keremke demekten, gayri sucumuz cogaldi. Bir sabah safaginda düstük yollara masallarimizi birakarak. Cocuklugumuzu, gencligimizi anilarimizi birakarak düstük yollara... Masallardan yoksun biraktik artik cocuklarimizi. TV ile geciyor sicak aksamlar. Annemin dizlerine koyar basini cocugum. Saclari oksanir ve tek bir sözcük dökülür, dudaklarindan..."qurbana cane te" hüzün toplar yüregim. Hayata kusmustur bilirim, yüregini okurum annamin. Gözleri arar gecmisini bir baska yerde bulur kendini.


Kac kürdün nasibine düstü bu yillar. Kac delikanli murada eremedi. Kac kursun yedi de ölmedi, kürd bebeleri. Kursunun adres sormadigi bir dünyada masallar yaralidir. Yado dönemi degil, dönem. Kocero dan kursun yemedim. Daglar namusluydu, Serfxana ilk kar düsende tandirlara ayaklarimizi sarkitir masallarin sicakliginda büyürdük...Heybetini yitirdi daglar, kücüldükce daglar bizlerde bir dönem kücüldük, sayimiz dibe vurdu. Köylerimiz viran oldu. Dört yandan kusatilmistik...Güneyde Saddam vuruyordu. Kuzeyde musvede Saddam. Iranda Mollalar hükümdardi. Esat koltugunda, dizlerinde peyke. Herkes bir tarafatan vuruyordu azizim. Vuruyordu ve yeni masallara konu oluyordu. Yarinlarda bu masallar mutlak anlatilacaktir... Ama bu kez kitaplara yazilarak, yüreklere yazilarak anlatilacaktir. Ama buruk ve coskudan uzak. Hüzünlü, gamli, kederli... Cocuklar masallarda büyür...Her masalin bir kahramani birde anlatani olacaktir...


En güzel masal anlatilmayi bekliyendir...dinleme umuduyla...


<<geri

Weli Sebri