KAYBOLAN UMUTLAR


Insan toprakta, insanla sekillenir. Dil, tarih ve kültür hamurunda yogrulan insan, bir deprem sokuyla kendisine uzak düsürülür. Oysa ki umut o topraklarda boy atardı. Oysa ki insan en güzel yarınlarını o topraklarda büyütürdü. Gür ve güzel olsun diyeydi. Sonra o zalim saldırıların kurbanı oldu ve orada hasret büyüdü. Ama umut hic bir zaman bitmedi. Umudu bitenin gelecegi hic olmadi ki. Her satırında yazıların, yazanların hasreti büyümekte. Hasret topraga, anılara ve sevdaya dairdir. Her kesinkisi kendisine göre güzel ve kendisine göre anlamlıdır. Hepsi de Kovık'e dair büyümekte. Her birimiz bir umuttuk o vurulan toprakta. Yol ayrıldı, ayrılıklar büyüdü gün be gün. Yasamın acımasızlıgıydı, murad almamıslıktı ayıran. Yalnızlıklar hep vurur adamı, hasrette öyle. Her gece bir kara yılan gibi saldırır, hayıin ve sinsice. Hasret bir baska büyür, umudu besleye besleye. Her birimiz dünyanın bir kösesinde garip ve hüzünle paylasiriz bir dilim ekmegi. Sucumuz mu? Hic olmadi ki. Sadece umudumuzu vurdular, yok edinceye kadar vurdular. Ölmedi ama yaralıdır. 


Kevirê Coco'da yaralıdır. Kevırê Hama'da, Warê Pıska'da...Pısta Warê diharda, Rasta Kalê de. Cok uzaklarda da olsanız yasarsınız bir bir, gecmisin sözgecinden cekerek anılarda. Cok uzak olsanız da, hasretin pencesinde yarınların güzelligini büyütürsünüz. Cok uzaklarda bir türkünün ezgilerinde bir kez daha Yalê Golê 'de gezintiye cıkarsınız. Günesin sıcaklıgı, suyun rengi ve dagın heybetinde anılar bırakmaz sizi. Sen kacsan bile hep arkandadır. Orada güzel insanlar, yoksul umutlar hep canlı. Orada kücücük cocuklar, minacik elleriyle topragı avuclar ve savurur.. Icinde ufacık cakıl tasları Almanya, Avusturya, Isvicre ve Hollanda'ya düser. Iste bir ben, digeri de sensin onu illiginde duyan. Cünkü insanı sevdik, cünkü insana dair sarkıları dillendirdik. Cünkü esarete hep kin güttük, cünkü umudu vuranlara hep asi durduk. Payımıza zülüm düserdi, payımıza zindan, payımıza yıkım ve sürgünler. Cünkü en güzel olan, yarınlara dair büyüttügümüz umutlardı. Onlar ki düsmanıydı umudun. Vuruyorlardı cancagızım ve payımıza gurbet düserdi. Onu yasıyoruz. Cileyi, umuda sararak yasıyoruz. Sonra yeniden üretmek icin bebegim yarınları konusuyoruz. Yasamak icin hasrete umudu ekiyoruz... 


Sonbarın isıkları egri düser gayrı, kar da savuruyor zozanda. Bir kıs daha kapıda. Yasamın zorluklarına hep ad oldu kar-boran. Yasam kavgasında ölmemek icin hep direndiler. Ama cılız ve yoksul bedenciklerinde bebelerin cıglıkları hep olageldi. Esareti tasıyan topraklarda cıglık hep oldu. Cıglıklarını da vurdular. Direnenlerin sarkıları hep gürdür. Yasama sevinci diri, hasreti derindir. Yaralı umutta gün, sen sevda renga renktir. Hep o umutla yasa cocugum. Cocuklugunu yasamıyanların, oyuncakları hic olmadi. Oysaki cocuklar oyuncaklarıyla sendi. Oyuncaklarını kendileri yaptılar, kendileri kırdılar. Kücücük ve minnacik elleriyle topragı yogurdular. Agaclardan topladıklari DEQ lerle saymayı ögrendıler. Mısır kocanın tanelerınde yazmayı, sarı saman defterine cizik atmayi. En güzeli de analarına sarılarak sevmeyi ve korkuyu Jandarmalardan ögrendiler. Okulda dayagı, dairelerinde el-pence durmayi ögrettiler. Yasamayı hep asice düslediler, cünkü hayatın kendisiydi, özgürlük. Esaretindendir küfrümüz... Umudun diriligi de ondan dolayıdır ki hep canlı durur. Canlı duran her seye merhaba.


Weli Sebri

<<geri