GENZI YANIYORDU


Yorgani, yorgun bedeninin üzerine örttü. Üsüyordu,bacaklarini karnina dogru çekti, yine üsüyordu. Oysa gece o kadar da soguk degildi ama titreyen bedenine bunu anlatamiyor, kastikça kasiliyor o küçük bedeni, ip yumagina dönüyordu. Gözleri doluyor, göz yaslari yanaklarindan ip ince sizip dudaklarinin üstünde damla seklini alip agzinda tuzlu bir tat birakiyor, genzi yakan bu tuzlu tadi yutkunarak geçistirmeye çalisiyordu. Uyuya kalmis çemen yürekli kiz, rüyasindaydi çemen yürekli kiz. Bir seyler ariyordu evin içinde, bir o yana bir bu yana sallanip duruyordu. Duvara yanasiyor, tam dokunacak oluyor, duvar haliya dönüsüyor. Halinin geometrik motiflerinde ellerini buluyor, dokunuyor…Içi bir hos oluyordu. Motifler gittikçe yumusuyor, uzuyor ve elleri halinin motiflerinde kayboluyordu. Bir tarak seklini almisti elleri. Taragin dokundugu hali, annesinin saçlariydi. Annesinin saçlarina bir kelebege dokunur gibi dokunuyordu. Yumusak bir hamleyle asagi dogru çekiyor taragi, annesinin saçarli isiyiveriyordu. Ipekti. O isikla irkiliyor, hali tekrar duvara dönüyor. Annesi kayboluyor ve çemen yürekli kiz deliye dönüyor. Evin odalarinda dolanmaya devam ediyordu.


Anne, anne… ak sakali bir dede avluya dogru yöneldi. Kiz suursuzca takiliverdi pesine. Merdivenlerden indi. Tandirliga yöneldi. Bir gölge gibi pesimde di kiz. Tandirligin kapisi açildi. Ak sakalli dede bir isik parçasi gibi süzülüp kayboldu bacadan. Sonra bacadan mavi isik iniyordu tandirin yani dibine. Isik oturuyor, isik gülüyor ama isik görmüyor. Mavi isigin basinda beyaz bir yazma. Anne, anne… Isik, -" gel kizim, gel bebegim diyor. Kiz yürüyor. Isik: " Ben senin anne'nim" diyor. Açiveriyor kollarini. Kiz uzaniyor annesinin kollarina. Genzi yaniyor, Anne beni niye görmüyon… Anne… Ensesinde patlayan bir tokatla uyandi çemen yürekli kiz. Babasinin o sert bakisi, uyandigi gibi onu ahira yöneltti. Elindeki süpürgeyle temizlerken ahiri, genzine inen o tuzlu tadi yutkundugu. Rüyasi geldi aklina. Birakti elindeki süpürgeyi, dayandi ahirdaki ahsap direge, kendince yorumluyordu rüyasini. Bir gülümsüyor, sonra tekrar büzülüveriyor yanaklari, ayaklarini karnina cekiyor, yataktaki üsüme sariyordu bedenini.


Ya Hizir !" derdi hep annesi. " Giymis beyaz elbisesini, bir karis boyuyla, yedi karis sakaliyla, binmis beyaz atina gelir yardimimiza." Derdi annesi. Gelirde öksüz birakmaz su çemen yüreklimi Korkma kizim. Aha bu Istanbul'dan sapa saglam gelirim. Hizir olur doktorum… Annesinin, Istanbul'la doktora giderken söyledigi bu sözler umut oluverdi kiza, unutu verdi rüyasini. Aldi eline süpürgeyi bir çirpida süpürüverdi ahiri. Ahirdan disari çikinca, Bingöl daglarinda süzülüp gelen günün ilk isiklari gözünü almisti. Isik maviye dönüstü gözlerinde. Irkildi, arkasini döndü isiga.Uzayip gitti gölgesi " çay!" dedi babasi. Çay… "kahvaltiyi hazirla…" Gölgesinin ucuna dogru kostu. Aldi Bingöl daglarini arkasina; unuttu çayi kahvaltiyi kiz. Neden kostugunu bilmeden, duraksamadan, yanan genzine aldirmadan, "anne" diye… Dokuz yasindaydi kiz. Doyamamisti annesinin sarilmalarina. Gitmisti annesi uzaklara iyilesip gelecekti. Çemen yürekli kiz, köyün çikisinda bulunan bir tepeye kostu. Gölgesi yoruldu. Oturdu gölgesinin önüne, Köye dogru bakti. Köyden çikip uzaklasan sürünün ardina takilmis berivanlari gördü. Günes, tepe noktadaydi, günes yakiyordu köyü, köy kavriyordu. Bir yanik kokusu yükseldi kizin yüreginden döndü dediler. Döndü… dediler… "Kim dedi? Kiz tepeden… "gel annen geldi..." Genzi yaniyordu kizin, ip yumagina dönüyordu, kasiliyordu "Gel !" dediler kiza "Annen geldi…" Önde tabutu tutan babasini gördü kiz tepeden. Arkasinda agit yakan kadinlar. Genzi yaniyordu kizin bir ip yumagiydi yuvarlanirken tepeden. Anne !... Anne!…


Hasan YUVANÇ

2004 VAN

kapat