Doğan Güneş


Merhaba:


Size Aktas hocanin bir anisini anlatmak istiyorum. Dün ziyaretine gittigimizde cok hosuma giden bazi söylemleri oldu. Kendisinin yaninda cok kisa bir süre kalabildim. Ama sözleri icime isledi.


Babam ( Veli Akkoyun ) Aktas hocaya ( Aktas Sarikaya ) ‘ memleketi özledin mi? ‘ diye sordu.Aktas hoca ‘ memleketimi hic sevmiyorum, gitmek de istemiyorum ‘ dedi. Biz saskinlikla birbirimize baktik. Söyle devam etti ; ‘ Istanbula ilk geldigimde bir is adamina ders veriyordum. İs adamiydi ama ilkokula bile gitmemis, ben adama bir kelimeyi ögretene kadar neler cektim. En basit cümlelerde bile harf unutuyordu. Bir gün yaninda calisan bayana alacaklilarindan ödeme gelip gelmedigini sordu ve söyledigi rakamlar o zamanin parasi ile Istanbul’un yarisini satin alabilecek bir miktardi. O gün memleketimden nefret ettim. Kamerler, Mehmetler, Hasanlar,  orada ne sartlarda okumaya calisirken buradaki adamin durumuna bakinca ben böyle Allahinda böyle memlektinde …. dedim. Ve dedimki iyi ki gelmisiz Istanbula iyi ki 66 depremi olmusta insanlar yurt disina cikmislar ve göc etmisler dört bir yana ‘ dedi. Ali Riza dedemle sohbet ederlerken birgün dedeme sormus ; ‘ ben sizlerdeki bu zeka bu düsünce nerden geliyor anlamadim, yani fikirleriniz, düsünceleriniz, anlayislariniz okumus insanlardan daha üstün, nereden ögreniyorsunuz bunlari’,Aktas Hocaya söyledigi su olmus ‘ sizler Hasanin veya bilmem kimin yazdigi kitabi ve sadece icindekileri biliyorsunuz, o ne yazmissa onu bilirsiniz. Biz; dogan günesten, yagan yagmurdan, gökteki aydan, birbirimizden ögreniyoruz. Ama atin isterse en iyi küheylan olsun o derenin icinden cikamadiktan sonra, ne fayda ‘ demis. Aktas Hoca o zamanin sartlarini anlatirken, köydeki insanlarimizin o yoklukta nasil gelismis ve insancil oldugunu anlatiyordu.


İnsanlar her zaman dogdugu topraklari özler, sever, anilarini unutamaz. Hatta  geri dönmek ve o güzellikleri tekrar yasamak ister. Bahcelerden salata caldıgı zamani, komsunun tavuklarini kovalayip dayak yedigini, koyunlari, golasarin serin sularini, ne sartlarda okuduklarini  (veya okuyamadiklarini ) yedigi ekmegi, giydigi kara lastigi nasil unutsun. Ama hayatin gerceklerini de unutamazlar. Simdi herkes bir yerlerde daha iyi bir gelecek kurmak ve yasam sartlarini düzeltmek icin calisiyor. Simdi köyüne dönmek isteyenler cok iyi biliyor ki bu sartlarda dönüsün bir anlami yok. Bu ne pismanliktir, nede bilinc altinda yatan bir bozukluktur. Bu bir ekmek kavgasidir, daha insancil bir yasama kavusmanin kavgasidir. Nerelerden cikip geldigini unutmayan ve o zor sartlarda okumayi birakmayan, mücadeleci güzel insanlarimiz vardi. Halen köyümüzde o sartlar yasaniyor, belki kara lastik yok ama okumak pahasina yollarda cile ceken cocuklar, gencler var. Zaman gecti yaz tatillerinde Paris gibi diyorsunuz ama , orada yasayanlar icin pek bir sey degismedi. Bu sorunlar sadece köyümüzün sorunlari degil biliyorum, ama bir yerlerden baslamaliyiz. Büyük sehirlerde oturan ama maddi zorluklari olan bir cok aileler var. Neden köyümüzde degiliz diye bir sorun kendinize, cevaplarini verirken halen orada yasayan köylülerimizin, akrabalarimizin durumunu daha iyi anlarsiniz.


Yeni yilin tüm insanliga sevgi, baris ve birlik getirmesi dileklerimle, sevgiyle kalin.


<<geri

BEYHAN A. SAHIN

3.01.2005