EVLİLİK KURUMU

 

Varto talib toplumu'nun örf ve adetlerinde evlilik, umumiyetle evlenme çağına erişmiş olan genç kızlar ve oğlanlar düğünlerde, bayramlarda ve şenliklerde birbirlerini görüp, tanıştıkları gibi, oğlanın annesi de bulunduğu her ortamda oğluna kız beğenmeye çalışır. Neticede oğlan ile kız birbirlerini beğenirse, oğlan bu niyetini ailesine açıklar. Oğlan'ın ailesi, evlenmeye niyetli olan oğlanı, beğendiği kızın evine günderir, oğlan kızın evinde üç gün kalır. Bu üç günlük süre içinde kız ve oğlan birbirlerini daha iyi tanımaya çalışırlar. Şayet oğlan ve kız evlenme konusunda bir anlaşmaya varırlarsa, bu niyetlerini ailelerine açıklar.

 

Yukarıda zikredilmiş olan anlaşmadan sonra, oğlan'ın aile reisi, yakın akraba veya hatırı sayılır bir aile dostuyla birlikte bir perşenbe akşamı, kızın evine görücü (xazgini) olarak giderler. Karşılıklı hal ve hatır sorulduktan sonra, oğlan'ın aile reisi, (hanenizi ziyaret etmemizin nedeni şayet sizde makul ve münasip görürseniz kızınızı oğlumuza isteriz) gibi, uygun cümlelerle açıklar. Bu açıklamanın akabinde, kızın aile reisi, baba veya dedesi kızının veya torun'unun rızasını aldıktan sonra "münasiptir" ifadesiyle kızı oğlana verdiklerini açıklar. Bu açıklamanın akabinde, iki taraf arasında söz kesilir, ve kız isteme günü tesbit edilir.

 

KIZ İSTEMENİN USUL VE KAİDESİ

Oğlan tarafı ile kız tarafının tesbit ettiği günde oğlan'ın aile reisi, yakın akrabaları ve hatırı sayılır birkaç aile dostuyla birlikte, kızın evine giderler ve kız evinde cemaat toplanır. Karşılıklı hal ve hatır sorulduktan sonra, oğlan'ın aile reisi, talib toplumun örf ve adetlerine uygun olarak, kızı ailesinden ister. Kızın aile reisi, hazır bulunan cemaat huzurunda kızı verdiklerini açıkladıktan sonra, istenen başlık ve hilat (qelınd u xelat)'lar konuşulur. Şayet başlık ve hilat'lar tesbit edilip, her iki taraf bu hususta bir anlaşmaya varırsa, erkek tarafı ile kız tarafı ayağa kalkar, küçükler büyüklerin ellerinden, büyüklerede küçüklerin gözlerinden öper. Böylece iki aile arasında kurulan akraba (xılami)'lık bağları pekiştirilir. Akabinde oğlan tarafı beraberinden getirdiği şeker (bal) suda eritilir hazır cemaata şerbet ikram edilir.

 

Şerbetin akabinde kız tarafı, kızı istemeye iştirak eden konuklara büyük bir ziyafet verir. Bu ziyafet, umumiyetle haşlama et, bulgur pilavı, tandırda pişirilen lavaş ekmeği ve ayrandan ibaret olduğunu, işaret etmek yerinde olur. Ziyafetten sonra, genç bir kız, kıza üncülük yaparak konukların bulunduğu odaya götürülür, önce anne ve baba'sının, sonra oğlan'ın anne ve baba'sının ellerini öper, hayır dualarını alır, akabinde kızı istemeye iştirak eden konuklarla tokalaşır ve tebrikleri kabul eder. Bu esnada oğlan tarafı, hazır cemaat huzurunda kıza nişan yüzüğü takmakla birlikte, altınlar, gümüş veya altın bilezikler, küpeler ve has ipekli kumaşlar gibi, kıymetli hediyeler takdim etmek adettir.

Ayrıca kız isteme günü kız evinde genç erkekler ve kızlar toplanıp, düğün türküleri söyler, oyunlar oynanır ve eğlenirler. Bu eğlence gecenin geç vaktine kadar devam eder. Böylece kız isteme de sona erer. Kız istemeden 10-15 gün sonra, oğlan tarafı, kız tarafını yemeğe davet etmek adettir.

Not: Talib toplumun yaşadığı muhtelif bölgeler arasında farklı kız istemenin bir usul ve kaidesi vardır. Ayrıca kız kaçırma adeti de olduğunu, işaret etmek yerinde olur.

 

DÜĞÜN HAZIRLIKLARI

Düğün öncesi oğlan tarafı, düğün için gerekli ihtiyaçları temin etmekle birlikte, kız tarafına verilmesi gereken başlık ve önceden belirlenmiş olan hilatları temin etmeye çalışır. Kız tarafı ise, düğün öncesi çeyiz için gerekli ihtiyaçları temin etmeye çalışır. Bu hazırlıkların akabinde, düğün günü tespit etmek üzere, oğlan tarafı ile kız tarafı bir araya gelerek düğün tarihi ve koşuları birlikte kararlaştırırlar. Alınan kararın akabinde, yakın akraba ve kapı komşulara davetiyeler dağıtılır. Düğüne davet edilen yakın akraba ve kapı komşular da, madi imkanları dahilinde düğün evine tere yağı, bulgur, şeker ve çay gibi, çeşitli nimetleri götürmek adettir.

Bu arada düğün tarihine kadar kız, hem yakın akrabaları, hem de kapı komşuları tarafından yemeğe davet edilir. Yemeğe gidilen evlerde kapı komşular madi imkanları dahilinde kıza çorap, havlu, yazma, çamaşır ve elbiselik kumaş gibi, çeşitli hediyeler takdim etmek adettir. Diğer taraftan düğün hazırlıkları da devam etmektedir.

Mühim bir ilave olarak hemen şunu da belirteyim ki, şayet düğün tarihine yakın bir tarihte köyde ölen varsa, onun geride kalan aile fertlerinden müsaade alındıktan sonra, düğün yapılır. Ayrıca düğün tarihinden birkaç gün önce oğlan tarafı, kız tarafına bir haberci ("Ruvi") gönderir. Haberci kız tarafına çok dikkatli gitmesi gerekir. Çünkü yakalandığı taktirde köyün gençleri başına gelmiyeni bırakmazlar.

 

DÜĞÜN MERASİMİ

Varto talib toplumu'nun örf ve adetlerinde düğün merasimi, umumiyetle perşembe günü güneş doğduktan sonra, davulcu ile zurnacı güvey evi önünde yöreye has uzun havaları çalıp, düğüncü (xendi)'leri toplar. Güvey evi önünde kadın-erkek bir arada davul-zurna eşliğinde, birkaç saat oyunlar oynandıktan sonra, düğün alayı gelin tarafına doğru yola çıkar. Düğün alayı gelin tarafına varmadan önce, düğün alayı esnasında at koşuları yapılır. Gelin tarafı, birinci gelen atın boynuna bir kırmızı yazma bağlar ve atlı düğüncüler tekrar düğün alayına geri dönerler.

Düğün alayı gelin'in köyüne yaklaşınca, gelin tarafı düğün alayını karşılar, berbular gelin evinde kalır, diğer düğüncüler de, komşular tarafından misafir edilir. Bu arada gelin tarafı, düğüncülerin misafir kaldıkları evleri ziyaret edip, düğüncülerin hal ve hatırını sormak adet olduğunu işaret etmek yerinde olur. Düğün şenlikleri, gündüz açık bir alanda tertiplenir. Gece ise, umumiyetle müsait olan samanlık veya komlarda kadın-erkek bir arada davul-zurna veya genç erkekler ve kızlar düğün türküleri söyler, oyun ve halaylara vesile olmakla birlikte gecenin geç vaktine kadar devam eder.

 

GELİN BAŞI YIKAMA

Düğün gününden bir gün önce gelin, amcası veya teyzesi evine götürür. Düğün günü gelin, genç kız arkadaşları tarafından yıkanır, yıkandıktan sonra, saçları örgü halinde örülür, renkli bir kumaştan elbise giydirilir, başı ve yüzü ipekten yapılmış kırmızı duvak (xeliya sor) ile örtülür. Böylece gelin'in hazırlanması tamamlandıktan sonra, berbular, perşembe günü öğleden sonra davul-zurna eşliğinde, gelini amcası veya teyzesi evinden almaya giderler. Gelin'in amcası veya teyzesi, berbulara bir ziyafet verir. Ziyafetten sonra gelin, davul-zurna eşliğinden baba evine götürülür. Aynı gün akşama kına yakma merasimi tertiplenir.

 

GELİN TARAFI KINA MERASİMİ

Gelin'in kına merasimi, gelin'in babası evinden tertiplenir. Bir taraftan kına, berbular tarafından bir tepsi içinde yoğrulur ve üstüne mumlar dizilerek yakılır. Diğer taraftan da, gelin'in başı ve yüzü ipekten yapılmış kırmızı duvak (xeliya sor) ile örtülür. Gelin'in hazırlanması tamamlandıktan sonra, genç kızlar başlarında kına tepsisi ile kına türküleri eşliğinde, gelin'e üncülük yaparak, kendisi için hazırlanan yüksek bir kürsü üzerine oturtulur. Bu esnada davulcu ile zurnacı dokunaklı ağıtlar çalar. Dokunaklı ağıtlar çalınırken hem gelin, hem de annesi ağladığını, işaret etmek yerinde olur.

Kınayı yakacak olan berbu, önce gelin'in eline bir top kına koyar, onun içerisine bir çeyrek altın veya gümüş para koyar, evlenmemiş olan genç bir kız, gelin'in elindeki altın veya gümüş parayı almaya çalışır. Bunun anlamı ise, genç kızın kısa sürede evleneceğine inanılır. Bu adetin akabinde, gelin'in ellerine ve ayakalrına kına yakılır ve özel olarak hazırlanmış beyaz bezlerle sarılarak bağlanır. Gelin'in ellerine ve ayakalrına kına yakıldıktan sonra, arta kalan kına, kına merasimine iştirak eden genç kızların ve oğlanların ellerine yakılır. Ayrıca Varto talib toplumu'nun örf ve adetlerinde biri de, kına merasimine iştirak eden kapı komşular ve düğüncülerin, gelin için kına tepsisine para bırakma usulü vardır.

 

Yukarıda zikredilmiş olan kına yakma merasiminden sonra, berbuların beraberinden getirdikleri "kate ve birane" kına merasimine iştirak eden kimselere ikram edilir. Böylece gelin tarafı kına merasimi de sona erer.

 

GÜVEY TARAFI KINA MERASİMİ

Güvey'in kına merasimi, düğün alayı gününde, yani perşembe günü mısayivi evinden tertiplenir. Güvey'in kına merasimine, umumiyetle genç erkekler ve genç kızlar davet edilir. Davetliler yerini aldıktan sonra mısayiv, güvey'e üncülük yaparak, kendisi için hazırlanan yüksek bir kürsü üzerine oturtulur. Bu esnada kına türküleri eşliğinde kına getirilir ve güvey'in analığı tarafında, güvey'in sol elin avuç içine ve serçe parmağına kına yakılır ve özel olarak hazırlanmış beyaz bezlerle sarılarak bağlanır. Güvey'in eline kına yakıldıktan sonra, güvey'in mısayivi eline de kına yakılır. Arta kalan kına, kına merasimine iştirak eden genç kızların ve oğlanların ellerine yakılır.

Kına yakma merasimi bittikten sonra, genç erkekler ve kızlar düğün türküleri söyler, oyunlar oynanır ve eğlenirler. Bu eğlence gecenin geç vaktine kadar devam eder. Ayrıca mısayiv evi, kına merasimine iştirak eden kimselere bir ziyafet verir. Böylece güvey tarafı kına merasimi de sona erer.

 

DÜĞÜNÜN İKİNCİ GÜNÜ

Kına merasiminin ertesi günü, yanı cuma günü, güneş doğduktan sonra, davulcu ile zurnacı gelin tarafının kapısında yöreye has uzun havaları çalıp, düğüncüleri toplar. Bir taraftan davul-zurna eşliğinden kadın-erkek bir arada oynarken, diğer taraftan da, berbular tarafından gelin'e kokular sürülür, kirpiklerine sürme çekilir, gelinlik elbiseleri giydirilir, başı ve yüzü ipekten yapılmış kırmızı duvak (xeliya sor) ile örtülür. Böylece gelin süslendikten sonra, bel bağlama merasimine geçilir.

BEL BAĞLAMA MERASİMİ

 

Gelin'in erkek kardeşi (gelin'in erkek kardeşi yoksa, amca oğlu) tarafından, ipekli kırmızı şama (şama sor), gelin'in beline üç kere dolandırılır ve üç de düğüm vurulur. Gelin'in beline kırmızı şama bağlamanın anlamı ise, gelin'in bakire olduğuna işarettir. Zira güvey'in babası gelin'in erkek kardeşini razi etmek adettir. Bel bağlama merasimi mütakiben, düğünden önce alınan eşyalar ve gelin'in çehiz sandığı sergilenir. Çehiz eşyası (düşek, yorgan, yastık, çarşaf, kilim, battaniye, çamaşır, gömlek, çorap, havlu, mendil) tek-tek düğüncülere gösterilir ve düğün alayı ile birlikte, imkan nisbetinde at veya kanı arabasına yüklenmiş çehizi taşınır.

 

Bu arada gelin tarafı, büyük bir düğün ziyafeti verir. Düğün ziyafetine zengin ve fakir, herkesi davet etmek uygun görüldüğü gibi, davetin daima kabul edilmesi gerekir. Düğün ziyafeti, umumiyetle haşlama et, bulgur pilavı, tandırda pişirilen lavaş ekmeği ve ayrandan ibaret olduğunu, işaret etmek yerinde olur.

 

Yukarıda zikredilmiş olan bel bağlama merasim ve ziyafetten sonra, güvey tarafı gelini götürmek için müsaade ister. Müsaade alındıktan sonra, davul-zurna dışarda yöreye has gelin çıkartma havaları çalar. Bu dokunaklı havalar dışarda çalınırken gelin, anne ve babası, yakın akrabaları ve arkadaşları ile vedalaşır. Duygu yüklü vedalaşmadan sonra gelin, erkek kardeşi tarafından dışarıya çıkartmakla birlikte, süslenmiş bir ata bindirilir ve düğün alayı güvey tarafına doğru yola çıkar. Davulcu ile zurnacı düğün alayına refakat eder zaman-zaman kendisinden para almak için, düğün alayı gençler tarafından durdululur. Zira güvey'in babası, gençleri razi etmek adettir. Düğün alayı güvey tarafına varmadan önce, düğün alayı esnasında at koşuları yapılır. Güvey tarafı, birinci gelen atın boynuna kırmızı bir yazma bağlar ve atlı düğüncüler tekrar düğün alayına geri dönerler.

GÜVEY TIRAŞI

 

Düğün alayı gününde yani cuma günü gelin'in çehiz eşyaları sergilendiği esnada haberci ("Ruvi") bir yastık alıp, güvey tarafına haber götürülür. Güvey tarafına yastık geldikten sonra, güvey ve mısayiv, genç erkek arkadaşları tarafından tıraş edilir. Yıkanır ve imkanlar dahilinde yeni elbiseler giydirilir. Böylece güvey ve mısayiv'in hazırlanması tamamlandıktan sonra, elma atma merasimine geçilir.

 

ELMA ATMA MERASİMİ

Düğünün başladığı günden gerdek gecesine kadar güvey, mısayivi evinde kalır. Düğün alayı güvey evine yaklaşınca güvey ve mısayiv, genç erkek arkadaşları tarafından güvey evinin toprak damın üstüne çıkarılır. Düğün alayı, güvey kapısının önüne ulaşınca gelin, berbular tarafından güvey evinin toprak damın önüne götürülür. Bu esnada güvey, kırmızı bir mendille ağzını kapıyarak, sağ eliyle bir kırmızı elmayi üç defa saladıktan sonra, at üzerinde duran gelin'in başına atar. Kırmızı elma atma merasiminden sonra, güvey ve mısayiv, genç erkek arkadaşları tarafından tekrar mısayiv evine götürülür. Gelin ise, berbular tarafından attan indirilir, yeni evinde güvey'in annesi tarafından kabul edilip, odasına götürülür.

 

Akşama doğru berbular, davul-zurna eşliğinde güvey ve mısayivi almaya giderler. Mısayiv evinde bir süre oyunlar oynandıktan sonra, güvey ve mısayiv, davul-zurna eşliğinden, gelin'in kendisini beklediği odaya götürülür. Bu esnada gelin ve güvey karşılıklı olarak, birbirlerinin ayaklarına basmağa çalışırlar. Bu işte hangisi diğerinin ayağına basarsa, evlilik boyunca onun sözü geçerli olacağına inanılır.

 

NİKAH MERASİMİ

Gelin ve güvey'in nikah merasimi, güvey'in babası evinden tertiplenir. Akşama doğru güvey tarafı, talib Yolu'nun ruhani temsilcisi olan Rayver'i eve çağırır. Rayver, anne, baba ve birinci derecede yakın akrabaların huzurunda gelin ve güvey'in nikahını kıyar. Nikah kıyıldıktan sonra, nikah merasimi de son bulur. Yakın akraba ve berbular hepsi, kendi evlerine dönerler. Gelin ve güvey ise, sesizce gerdek odasına giderler.

Gerdek gecesinin ertesi günü, yanı cumartesi günü, güvey tarafı, büyük bir düğün ziyafeti verir. Düğün ziyafetine zengin ve fakir, herkesi davet etmek uygun görüldüğü gibi, davetin daima kabul edilmesi gerekir. Düğün ziyafeti, umumiyetle haşlama et, bulgur pilavı, tandırda pişirilen lavaş ekmeği ve ayrandan ibaret olduğunu, işaret etmek yerinde olur. Güvey'in evinde yemek yendikten sonra, gelin'in çehiz sandığı açılır. Düğüne davet edilen düğüncülere çehizden yün çorap, havlu, mendil gibi, çeşitli hediyeler takdim edilir. Böylece düğün merasimi de sona erer. Düğünden sonra 10-15 gün içinde güvey tarafı, gelin tarafını yemeğe davet etmek adettir.

Not: Yukarıda zikredilmiş olan bu düğün merasimi, sadece ilk defa evlenen genç kız için yapıldığınıda işaret etmek lazımdır. Bir genç kız ikinci defa evlenince, düğün merasimi uygun görülmez. Zira aynı şey genç oğlan için de geçerlidir.

Pir Ali Baba, 2008