g.kürdistandan izlenimler

Değerli dostlar ve sevgili okuyucular,

uzunca bir süredir yazamıyordum. Güney Kürdistan'da bulunmam nedeniyle bu eksikliği gideremedim. Fakat Güney Kürdistan gözlemlerimi sizinle paylaşarak bu süre içerisindeki özlemi de gidermiş olacağım.

 

Bu yazı dizisini GÜNEY KÜRDİSTAN 1, 2, 3,....şeklinde vereceğim. Burada gördüklerimi, yaşadıklarımı, yerinde not aldıklarımı, kameraya çektiklerimi bilahare izleyerek, yeniden anımsayarak, yazarak sizlerle paylaşacağım. Kürdçe yazdıklarımı, türkçeye çevirerek Kürdçe bilmeyenlere de yardımcı olacağımı sanıyorum. Ayrıca kürdçe de sunmaya çalışacağım bilahare.

 

Gündemde sürekli T.C nin güneye yönelik saldırıları ve medyanın gündemleştirdiği konular tartışıldı durdu, orada bulunduğum sıralarda... Fakat bu güneyde çok ciddiye alınmadı. Şu sıralar gündemin öncelikli konusu güneye yönelik yoğunluklu tartışmalar değíldir. Dolayısıyla ben güney gözlemlerimi sizlerle paylaşacağım, zira gündeme de denk düşüyor diyebiliriz. Bir diğer soru da güneye gitmeden önceki düşüncelerim ve güneyi gördükten sonra ki düşüncelerimde bir değişim olup olmadigi sorusu .. Cevabım genel olarak hayır dır. Fakat bu eksikliklerimizin olmadigi anlamına gelmez...

 

Ülkemi seviyorum ve ülkemin eksikliklerinin olduğunu da biliyorum ve gözlemledim. Bunların aşılarak giderileceğine olan inancımı koruyorum. İki aya yakın bulunduğum güney kürdistandan istemeyerek de olsa ayrıldım. Dağlarını ve güneşini o ülkedeki dostları da özleyeceğimi söylemeliyim.


BAŞURE KURDİSTAN -1 - (Yolculuk)


25 yil oldu kürdistan'dan çıkalı. Her kürd insanın kaderiymişçesine yaşam, hasretini derinleştirerek her kürd insanında izler bırakti ve zaman akıp gitti... Gün geldi ölüm haberleri ve ağitlar, kimisinde de umut öne çıktı. Çizilen bu kaderi değiştirme kavgası ise hiç bitmedi. Umutlar da coşar kimi zaman ve aylardan Nisan ben de coşarak güneye giden yolcu kervanına katıldım.

Bir dostumun " gel artık dağlar gül ile, reyhan ile bezenmiş ve sen daha uyuyorsun" deyince ,yolculuk ta başladı. Düseldorf ' a uğrayarak bir dostta konakladım gece . Sabah erkenden bilet işlemleri için havaalanına uğradım. Fakat hiç hesapta olmayan bilet parasını nakit ödedim . Ayıca banka otomatından çekilen meblağa ise bir miktardı, fazlasını çekmek ise mümkün değildi.

O da malesef yetersizdi. Güneyde bu imkanı, yani otomat ya da banka ile haledileceğini düşünmüş,yanima az miktarda para almakla yanılmıştım. Sabah saat 11. 00 sıralarında uçağımız havalandı. İran özerinden Hewler' e transit yolculukta, kamera ve kitaplarımı yanıma alamadan transit Hewler' e yolladım. İran havaalanında sorun çıkardıklarını duymuştum. Saat 7. 30 da Hewler' de olacaktık güya, bu 11. 00 akşamına denk geldi ancak.

 

Bu yolculukta yanımda bir hanım oturuyordu. Nereden geldiğini sordum. Almanya 'da bir toplantıya katıldığını ve kürt gazeteciliğinin 107. yılını ve internet gazeteciliğinin (malper) sorunlarını tartıştıklarını anlattı. Kürdistan onlıne editörü ve şefi olan Chiman O. Salh ile sohbetimiz uçağın inişiyle sona erdi.

Almanya'dan Hewlere kadar bir yaşlıya hep yardım etmek zorunda kaldım. Felçli kürd yanına aldığı valizi taşıyamıyordu. Hewlere indiğimizde vedalaşarak ayrıldık. Geçmişte peşmerge olan bu yaşlı amca çatışmalarda yaralanarak felç olmuş. Hayatını Almanya'da geçiriyor ve yazları da Kürdistan' da. Uçak indiğinde misafiri olacağım dost havaalanında çıktığımda dışarıya çıkarak büyük otobüse doğru gitmemi ve oradan beni bekleyen arkadaşlarla gelebileceğimi anlatı.

 

Zira havaalanında torpillilerle, torpilsizler kavramını güllerek kullanmistı. Dışarıya çıkarken gümrük polisinin damgası ve 10 gün içinde asayişe uğramam gerektiğini hatırlattıktan sonra dışarıya çıktım. Uzaktan Hewler' in ışıkları ve dalgalanan Ala Rengin beni duygulandırmıştı. Özgürlüğe giden yolda zorluklarla boğuşan Kürdistan'daydım artik.

 

BAŞURE KURDİSTAN -2- (Umudun yenilendiği topraklar)

 

Geçmişte Hewler bir köy, bu gün bir inşaat ve yarın da modern bir şehirleşmeye doğru aday olarak yenileniyor . İlk göze çarpan soluk ve toprak renkli binalar. Çoğunlukla tek yapılı ve form verilmiş evler. Pencereleri küçük, avlusu çevrili. Belki de bu kürdler arası düşmanlıkların sonucu korunma refleksinden kaynaklanıyor.


Yeni yapılanmada oldukça yüksek binalar da yeni yapılanmanın içinden yerini alarak yükseliyor. Ki kürdler genelde toplu konutlarda yaşamaya alışkın değildir. Ama şehirleşmeye alışmak bu yaşama geçişi de beraberinden getiriyor ister istemez. Hewler de ki görünüm bu çağrışımı uyandırdı bende. Bu yapılara asılı olan levhalarda arap alfabesi harfleri, bina ile ilgili olan tanıma olanağından beni mahrum kılıyor.

 

107. yılını kutladığımız kürdistan gazeteciliği ve ortak dilde yazamama sıkıntısı kabuledilir olmamakla birlikte bir gerçeklik. Bedirxanilerin başlattığı yazılı dilde reform hareketi, latin alfabesi çalışmaları sadece Kuzey boyutunda ve avrupadaki kürd entellektüel camiada ön planda. Ben bir garip kuzeyli olarak ümmüyim şu an, okuyamıyorum ve eli koynunda sokakları arşınlıyorum.Yenede umudun tazelendiği topraklardayım.

 

Bağdat medeniyetlerin değil, saltanatın, şovenizmin, dıktalar ve hanedanlar şehri ola geldi. Son yüz yıl buna şahittir. Hewler; Umudun, demokrasinin, insan haklarının güvenceye alınacağı sosyal ve hukuk devleti olacağından kimsenin kuşkusu olmasın. Asuri, Keldani, Süryani, Türkmen ve arapların birlikte yaşadığı onca şehir vardır, Kürdistanda. Kimsenin burnu kanatılmadı Kürdlerce. Kürdlerin elinde sihirli bir değnek te yok ki bir anda herşeyi haletsin.

 

İki leçhenin kullanıldığı Hewler'de ağırlıklı olanı soranca. Kürdistan'ın devrimsel atağını alkışlamak her kürdün sorumlu ve özverili katkısıyla ancak amaca ulaşır. Her gezdiğimde caddelerin ismini de merak etmedim değil. Simetri altmiş yerine daha farklı isimleri duymak isterdim. Mesela Seyd Rıza bulvarı, ya da Xalıt bege Cibri caddesi ...yani anlayacağınız kuzeyli her tarihi kişiliği yadetmek çok daha kaynaştırıcı. Belki de var ben bilmiyorum. Ama Süleymaniye de çok sayıda saygın kişiliklerin heykelleri yapıldığını duydum. Örneğin Yılmaz Güney de bu şahsiyetler arasında yerini almıştır. Bir camiye Seyx Seıde Piran adının verildiğini duydum ama uğramadım.

 

Yürürken sokak aralarında akan su birikintisini görürken de iyi ki bu isimler bu sokaklara verilmemiş de demedim değil. Bazı yeni yapılarda da ben bu pis suları caddelerde akarken gördüm. Alt yapıdan kaynaklanan eksiklikler. Alt yapısı olmayan bu binaların yapılmasını bir türlü kabullenemedim. Parlemento binasından yukarıya doğru gittiğinizde, sağda eski zamanlardan kalma dükkanlar, solda ise tarihi Hewler kalesi. m.ö ye ait olan bu kaleden hüküm sürenler, istilalara imza atanlar ve Musul'a kadar uzanan Hewler ovası da bereketin ve üretimin kaynağı olagelmiştir.

 

Kalata caddesinde hareketlilik her zaman mevcut; para bozduranlar, sigara satanlar, tezgahlarda inci boncuk satanlar v.s. Bankada bozduramadığınız parayı pazarda bozmak doğrusu milli servetin hebasıdır. Kur ise keyfe kalmış gibi geldi bana. Deve ye bakarken kulağı görme olarak algılanmasın gözlemim... Ki son dönemde sayın M.Barzani gelirin yüzde 72 sinin maaşlara gittiğini ve üretici olmanın gereğini dillendirmişti, haklı olarak. Fakat bu gidişata da dur demek gerekir sanıyorum.


Bu gün Cuma resmi tatil. Şehirleşme insan değişiminin bir adım önünde diyebilirim. Oysa bana göre insana yapılacak yatırım esas yatırımdır. Sosyal olarak gelişkin insana ihtiyaç var. Güneyde bu düzey bana düşük geldi. Köylülük alışkanlığı, şehirde bir handikaptır. Dışarıda 45 derce sıcaklıkta restorantın onünde çengele asılı kuzu ya da koyunun etine ne demeli.


Niye mi ? Aha şu adam kahvenin içinde yere tükürdü. Bak şu adam da biten sigara paketini caddenin ortasına fırlattı. Kalat caddesinin dibinde Pazar yeri açılmıştı. Yere serili karton ve gazete parçaları özerinde giysiler pazarlanıyordu. Karton parçacıkları baştan başa caddeyi kirli bir görünüme sürüklemişti. Tuvalet ihtiyacı için camiyi sordum, az ötemdeydi. Avluya geçtim . Yerde uzanmış insan manzaraları ile kaşılaştım. Belki de sıcaktandır dedim. Abdesthane buradan bile kokuyordu. Çok pis bir kokuydu, abdesthaneye uğramadan gerisin geri camiden ayrıldım. Aslında din ve iman meselesinde ," temizlik imandandır " her ne kadar deniyorsa da, o kural bu camide geçersizdir herhalde.

 

Sıcaklar yoğunlaştıkça, ortalık daha da çekilmez hale geliyordu. Hewler sokaklarında arap medeniyetsizliğinin izlerini görmek her zaman mümkün. Bütün bunlara rağmen umudun yenilendiği topraklarda bahtiyardım. Devlet tecrubesi olmayan bir milletiz. Eksikliklerimizin olması doğal, kabul etmek ise zor. Umudun tükendiği yerde insan biter. Bu kutsal topraklarda umut diridir, yarınlar çok daha güzel olacaktır....

 

YARINLAR UMUDUMUZDUR, BU UMUDU TÜKETMEYECEĞİZ....

 

Akşam, kuzeyli kürdlerin kaldıkları bir evde konakladım. 12 kişilik bir evdi. Kuzey Kürdistan' dan buraya çalışmaya gelen bu insanlarla kaldığım 10 günlük süre içerisinde haşir neşir olduk. Her birisi ayrı bir duygu besliyordu. Vanlı, Amedli ve kürdistan'in her yerinden çalıimaya gelen insanlar.... Yabancılık duygusu ön plana çıkan bu kürd insanları, daha çok eleştirisel bazda, eksiklikleri baz alarak konuşuyor ve düşmanın hayın saldırılarını esas almayan bir yaklaşım sergiliyorlardı. Evet eksiklikleri mevcuttu. Ama bu kazanılan mevziler ancak ona sahiplenerek haletmek esas alınmalıydı kanımca. Kürdlerin yakalamış olduğu bu sürecin korunması her kürdün esas sorunu olmalıdır. Tabii olan bu perspektif yakalandıktan sonar da eksiklikleri konuşmak gayet doğaldır. Eleştirileri yapıcı tarzda kullanmak en doğal olanıdır.

 

Kaldığım süre içerisinde hayatı paylaşmak ve tartışarak zamanı değerlendirmek payıma düştü. Kürdistanın her şehrinde kuzeyli kürdlerle karşılaşmak mümkün. İnşaat sektörü oldukça canlı. İşsiz kürdlerin dışında türkler de hatırı sayılır oranda mevcut. Restorant, mobilya gibi alanlarda kuzeyli kürdler örnek ve modernite ölçülerinde hizmet veriyor. Sabahın ışıkları ile birlikte şehire yöneldim. İki duygu arasında sıkışmıştım. Yazıları okuyamıyordum. Arap harflerini hiç tanımam. Bu da olur olmaz insanlarla dostane ilişkiye, kaynaşmaya yönlendiriyor. Zaten biz kürdlerde sözlü anlatım geleneği çok daha yaygındır. Arap harfleri ile iletişimimi keserek, kürd insanları ile diyaloğa başladım. Mahkeme binasının karşısında bir parka yöneldim. Güneş pırıl pırıldı.

 

Bir yaşlı adamın yanına oturdum. Selamladım. Sohbete başladık. İlk elde; " xalo merhaba . Çawa yi , jiyan çawa dımeşe ? " diyerek sohbeti derinleştirmek olası. Derken 68 yaşında olan yaşlı adam kendisini tanıtırken" navê min Abdullah Kawisaxa ye" dedi. Evet çocuklukta sıkça dinlediğimiz meşhur Kawisaxa. ' De lo xalo destê mın dı kelepçê de rıziyan e'.... diyen Kawisaxa. Sohbetten sonra birlikte koluna girerek kahvehanenin yolunu tuttuk. Orada da insanlarla kaynaşma ortamı büyüyerek gelişti. Hewler'de sinema, müzik, tiyatro ile ilgili sorularım ve onun anlatımları oldu. Sonra beni yemeğe davet etti bu cömert ve soylu adam. Ben tşk ettim ve ayrıldık.

 

Her sabah kendisini orada bulabileceğimi söyleyerek ayrıldı. Güneşin sıcaklığı yakıcı olmuştu bu mayıs ayında. Ben, şehrin içinde bedenleri yer yer yıkılmış, tarihi sohbetlerimize taşıyan o eski zaman şarkılarını sokaklara yayan ve yaşlılarla buluşturan kaleye tırmandım. Kalenin girişinde büyükçe bir heykel, elinde kitap dalmış okuyor. Bir kaç yabancı türist ellerinde kamera çekiyorlar. Ben de kameramı aldım ve surları çekmeye başladım. Fakat çarşı merkezinde çekerken görevli ya da görevsizler çekmemi engelemişti. Şimdi engelleyen yoktu. Yavaş yavaş yukarıya tırmandım. İllerde bir adam oturmuştu , ona yöneldim ve selamlaştık. Adı Resul babe Mamedi beni sıcak bir ilgiyle karşıladı. Çok dostane bir sohbet sonucu, yakasından Kürdistan rozetini çıkararak yakama taktı. Sonrasında eski eserleri sergileyen kalenin içindeki el yapımı halı, bakır ve resimleri kameraya aldim. Kale eskide yerleşim yeriymiş, şimdi ise boşaltılmış. Hükümetin yardımıyla yerleşiklere ev ve arsa verilerek kale restoreye alınmış. Tarihi eserlere sahiplenerek onu yeniden onure etmek saygın bir çabadır. Resul amcayla vedalaşarak yeniden çarşıya dogru inişe geçtim.

 

Güneşin sıcaklığı ile alnımdan yanaklarıma ter iniyordu. Kaleden parlamento binasaına doğru yürüyordum. Bir binanın gölgesinde serinleyen bir yaşlı adamın yanına çömeldim. 90 yaşına yakın bir adamdı Muhsin dede. Cebinden sıgara çıkardı ve bana uzattı. Yönü kaleye dinüktü. Gözleri hep kaleye kayıyordu. O kale ki M.Ö 5.000 yıllarında kurulmuş. Yaşlı kale ve yaşlı adam bana deniz ve yaşlı adamın hikayesini hatırlattı bir an. Oysa kürdistanda yaşlı adam ve yaşlı kalenin de mutlak bir hikayesi vardır. Ama kürdistanda yaşlı adam hiç bir zaman yarinde kalıcı bir tarzada ne kendisini yaşadı ne de kendisini anlatabildi. Hayatı hep başkalarınca ipotek altına alındı. Direnelerin kavgasıydı bu. Kürdistan hep işgali yaşadı. İnsanları da yollara düştü çoğu zaman. Gün geldi geri geldi. Gün oldu dağları mesken kıldı. Kimi zaman da enfallere uğrayarak yok olmakla karşı karşya kaldı. Muhsin dede bu hikayenin şahididir. Dedesinin anlatımına göre kale yapılırken çuvallara koyudukları toprak taşınarak kale inşa edilmiş. Dedesinin de dedesi anlatmıştır mutlak.

 

Her çarşıya çıktığımda ve dönüşte Muhsin dede oradaydı. Ben de orada çömelir, sıgaramı içerdim. Şimdi de ben onun yakın dostu olmuştum. Kale yerine benimle konuşuyordu. Birifkani aşiretinden bu dede, esmer tenli, uzun boylu ve biçimli burnu ile tam kürd tipi bir yaşlı. Onu kameraya alırken önce itiraz etti. Kendim için dedikten sonra karışmadı. Ne halin varsa gör misali. Hoşça kal diyerek Parlamentoya doğru yürüdüm. Sıra halinde ala rengin dalgalanıyordu. Elim yene kameraya gitti. Çekmeye başladım. Bir taraftan da stran söylüyordum. Baktım bir vatandaş taksiden inerek polise yöneldi. Bir şeyler söyledi beni şaret ederek. Polis beni çağırdı ve ben de polise doğru yürüdüm. Ve bir kulubeye yöneldik. Orada 15 kadar peşmerge ve komutanları oturuyordu. Bana neden çekim yaptığımı sordular. Ben de kendimi tanıttıktan sonra amacımı ve nedenlerini anlattım. Dostalarımın hazırladığı bir mektubu da gösterdim. Gülümseyerek kendilerini yazacağımı söyledim. Bana; " kusura bakma, bu gibi yerler nazik yerler, dolayısıyla çekim yapanlara müsade etmíyoruz.." dediler. Haklıydılar. El sıkıştık ve ayrıldım.

 

Sosyal yaşamdan kesitler:

 

BANKA

Bankaları daha göremedim. Ama dükkanların önlerinde ise paraları deste deste küçücük sephalarda görmek mümkün. Günlük kur insafa kalmış. Keyfiyet örneği. Bir ay ki kur ayarı , bir sonraki ay için de geçerli. Milli servet akla geliyor olur olmaz. Devletleşmede ilerleme politikası , milli serveti bankalarda toplamakla olur. Bir ay önce euro yu 170 dinardan bozdurmuştum, bir ay sonra da aynıydı. Bilahare yolum Dıhok'a düşmüştü. Bana banka olduğunu söylemişlerdi. Banka ve otomatı hazırdı ama daha faalıyette değildi. Mecburen sarı binaya uğradım , orada serbest piyasada bozdurttum. Ama olacak , olmak zorunda . Büyük işyerleri inşaa ediliyor. Daha önce de belirttiğim gibi her taraf yüksek inşaatlar.. Bu binalardan bir tanesi de Nasko , oldukça modern bir yapıydı.Yer yer açılmış. Giysiler sergilenmis. Üç katlı , elektrikli merdivenleri , banlarıyla modern gürüntüde. Tam kürdistana uygunluk arz eden bir bina.

 

KAHVE

Eski zaman yapılarinda bu hizmet sunuluyor. Kürdistanlı insanlar hep göçebe hayatı yaşadı. Hiç bir zaman yerleşik bir halk olarak , plan ve projelere imza atma fırsatı bulmadı. Devletleşmenin sancılarını taşıyarak yol alıyor. Kahvelerde sohbet , eleştiri dizginsiz tarzda Avrupada yaşıyan bir baya yanaşıyorum ve sohbet ederken onun sitemlerini duyuyorum. Eski yapılı kahvelerde normal tuvalet yoktur. Arap alışkanlıklarını kahvelerde görmek nasip oldu. Oyun oynayan insanlar mahpus ya da domıno oyunuyor... Bir gençle sohbet ediyoruz. Sohbetin ana ekseni : Hizipçilik, aşiret zihniyeti, eğitimde reform , siyaset adamı ve aydın olma ilişkisi Paylaşımda denge , zengin ve yoksulluk , moderniteye uygun yaşam, yasalara ve kurallara uygun hareket ve Sadam'dan kalma yasaları değişime uğratma, sivil kuruluşların aktif rol alması ... Basın ve yayın kuruluşlarının işlevi ve rolu , din ve devlet ayrışması ve kadın sorunu ... Bu konularda tartışma derinleşmelidir.Bence bunlar daha da uzatılır diyerek kalktı tokalaşarak ayrıldık.

 

BIR KAÇ ÖĞRETMENLE SOHBET VE GÖZLEM

Özelikle yarının umudları çocukların eğitm ve öğretimdeki durumunu hep öncelikli konu benim icin. Fırsat buldukça okul yolunu , milli eğitim yolunu tuttum ve öğretmenlerle sohbet ettim. Sendikaya uğramak için yola düştüm. Cewher Tahir bu öğretmenlerden bir tanesiydi. Mahmurda öğretmen. Hewlere ailesinin yanına gelmiş. Beş yıldır öğretmen. 340.000 dinar yani 200 dolar civarında maaş alıyor. Ama iyimser , geçmişi düşündükçe bu güne şükrediyor. 3 yıl iyi bir hizmet sunarsan Hewler'e gelebilirsin diyor. Derecesi yükselenlerin maaşı da bu derece sistemine göre yükselir diyor. Saqlawa da Asuri - Keldani mahlesine uğrayarak okulun son günün de okula gittim. Bütün öğretmenler Asurı ya da Keldani. Oğrenciler ise kürd ve Asurı- Keldani öğrencilerdi.

 

Harita Irak sınırlarını gösteren haritaydı duvarda. Oysa Kürdistan sınırlarını gösteren turizm rehberi harita , sadece kürdistan sınırlarını gösteriyordu. Federal Kürdistan'da okullarda ki harita eski haritaydı.Müfredat ta öyle. Dil kürdçe ama harfler halen arapçadır kürdistanın genelinde.Herhangi bir proje de yok latin harflerine geçişte. Behdinan bölgesinde belki bir başlangıç olur... ama yokmuş daha.Türkmenler -Asurıler kendi dillerinde eğitim öğretim hakkına sahip. Darısı TC nin başına. Demokrasi mektebinde TC 15 yıllık Kürdistan'ın çok gerisinde. 90 yıllık kuruluşlarıyla övünen TC demokrasisinin geldiği nokta ile Kürdistandaki azınlıklar politikası ortada. Yeni formalarıyla çocuklar oynaşıyordu bahçede.Kameraya aldıktan sonra okuldan uzaklaştım. Mobilyacı bir kuzeyli dostu aramak için sokaklara daldım. Sokaklarda ki manzara da keza pis su birikintileriyle uzuyordu.Küçük pencereli alçak evlerin yanıbaşında yüksek binalar yükseliyordu. Bir mobilyacıyı bir başkasından sormak için içeriye daldım. Eşyalarıni mısır ve Türkiye'den getirtmiş.

 

 

SU

İçme suları küçük plastik petlerde, munzur ya da hayat markalarıyla satılıyor. Aklıma Be Xal da akan ırmak geldi. Gerçi Be xal suyu da petlerde içiliyor ama kısmi bir içim ... Be Xal demek , faydasız demekmiş. Kimseye yararı olmayan ve akan o ırmak boş akıyor. Dağdan koparak , vadide akıp gidiyor. Çeşme olarak da akmıyor. Bir ırmak olak dağdan fışkırıyor. Dağın dere yatağına çok yüksek bir yerden , beyaz köpükleriyle akıyor. Bütün kürdistana yetecek kadar bir kaynak. Proje olarak duruyor. Baraj yapılacak deniyordu. Kanıya maran da Geliye Elı beg de beyaz küpüğüyle... Bak burdayım dercesine akıyor. Kimbilir ...

 

Cundiyandaki su kaynakları da hizmet verecek günleri bekleyerek , şimdilik boş ve asice akıyor. Su kaynakları zengindir kürdistan'da , dizgini ele alacak siyasetçiyi arıyor. Su derken elektrık akla geliyor. Elektrik geceleri yanıp sünerek hayatı aydınlatıyor. Kısıtlı ve süreli veriliyor. Projeleri hayata sunulmuş. Umarız kısa sürede devreye girer. Jenarator her evde ve iş yerinde mevcut. Pahalı bir proje ve sağlıksız. Görüldeyerek ışıldatıyor hayatı.. Belki de geçmişte kullandığımız lüks , gaz lamabası ve idare ışığının bir üst derecesi. Elektrikli günlere. Böylelikle yaz sıcağında , ayaklarından asılı kuzu , koyun eti lokantaların önünde asılı kalmaz.

 

İLETİŞİM

Elektiriğe bağlı olarak internete girmeniz mümkün. Avrupayla saat farkı 2 . Zayıf hatlar. Avrupa da getırdiğiniz tlf çoğu kez çalışmaz. Tlf sim kartını değiştiriniz. Korek hatıyla iletişimi sağlayabilirsiniz. Tlf ucuzdur avrupaya göre.

 

TATİL

Burada hafta içi tatil Cuma günüdür. Arapların tatil günü kürdler'de de tatil günü. Resmi daireler kapalı. Cumartesi ve Pazar açık. Güney Kürdistana giriş yapanlar 10 gün içerisinde oturum için baş vurmalıdır. Semir adında biriyle oturum işini haledeceğim. Adam işini biliyor. Tanıdıklarıyla arap usulu işi haledecek. İşin içinde tanıdık olunca işleri çözmek te kısa yoldan haloluyor. Eğer iki aylık oturum için başvurunuzu yapacaksanız 4 fotoğraf bulundurmanız gerekecek. Kan vermenizi de unutmayınız.İki gün asayışa giderek bu işi halettim. 50 euro yu da vererek.Bu para Semir'e mi yoksa devlete mi gitti hiç sormadım. Yollarda pasaport sorulduğunda damgaya da bakılıyor.Cezalı durumda da cezayı ödemek zorundasınız. Bilahare süre biterse yeniden uzatacağız.

 

YATMA YEME VE İÇME

Daha gideceğim yere giderek yerleşmedim. Hewler'deyim.Hewler'de bir haftadır meskenim. Gideceğim hotel dolu.Hewlerde bulunmak da birez fırsat. Kalacağım yer kuzeyli kürdlerin kaldığı yer.İş için burada bulunuyorlar. Restorant, inşaat işleri için.Onlarla gece sohbeti yemeği ve yatmayı paylaşıyorum. Herbirisi bir yerden. Samet Diyarbekir'li.Yıllarca Pkk davasında Diyarbekir'de yatmış.Sonrasında dağları mekan kılmış.Onun hikayesi eski , eski zaman hikayesi. Bir gece uzunca konuştuk . Tanıdıklarını tanıyordum. Sordukça da o yanıtlıyordu. Çekingenliği de ekleyerek açık ve net cevap yerine kaçamak konuşuyordu. Sadece kemalist politikadan dolayı ayrıldığını söylemekle yetiniyordu Samet . Her kürdün bir hikayesi vardır ve roman olur.

 

Vanlı Ferit hoş bir insan. O da cezaevi mahkumu. 11 yıl aynı davadan. O da küskünlerden. Hewler gecelerinin soluk düşen akşamında , jenaratörün soluk ışığıyla sohbet kısa devrelerle geceye devriliyor. Hewler'e bakışlarında eziklik ve tedirginlik hakimdi. Belki de kuzeyin siyasal sefaletinin iz düşümlerinden kaynaklıydı. Aradığını bulamamanın etkisiydi.. Psikolojik ezilmişlik ve kendini beğenmişlik politikasinin Hewler duvarına çarpmasıydı.. Milli duruş yerine demokratik cumhuriyetin güneyde iflası ve ... Tam tam sesiyle boş bir yankıydı Hewler sokaklarında. Son 20 yıllık yaşanan şiddet hepsinde bir sendruma yol açmıştı. Hepsinin yüz ifadelerinde mevcuttu. Sonrasında yeniden hayata sarılıp yaşama onları güneye atmıştı.Hewler'in inşaatlarında yaşamın kapısını aralamaya gelmişlerdi. Bir kaç kişi de mahmur kampından çalişmaya gelmişti. Onlar da sohbette kendi yaşamlarından kesitler verek katiliyorlardi.Onederlikli anlatımlardı.Her cümlenin başında önderliğimiz....ile başlayıp önderliğimizle son buluyordu anlatımlar.

 

Şaqlawa

Sefin dağı ile Xanzad dağının buluştuğu dere yatağında kurulmuş bir şehir. Yeşillikler içinde. Hewlere uzaklığı 1 saat. Serin bir dağ havasında. Soranca konuşulur. Şehir merkezi çukurumsu bir yerde. Ağaçların gülgesinde bir sessiz kasaba. Hewler ile 10 derecelik bir sıcaklık farkı var. Yazın arapların istlasına uğruyormuş.Turistik bir belde. Fakat Hewler ve Mahmur'daki terör saldırıları burayı da etkilemiş gibi. Saqlawa da epeyce hotel ve restorant var. Bunlardan Xanzad hotel ve Dilan restorant genelde en modern ve hizmet sunan bir yer.

 

Kuzey Kürdistan yemeklerini sunan Dilan, Hewler'de de iki restorantıyla bu hizmeti sunuyor. Genelde aydın ve siyasilerin uğradığı bir yer. Sefin , Saddam'ın sürekli kontrol ettiği bir beldeymiş..Startejik bir dağ. Enfallerde 23 insan asılmış. Şaqlawa'ya geldiğinizde pek levha ile karşılaşamıyorsunuz.Yalnız Dilan reklamı ve levhası duruyor.Trafik levhaları da pek yaygın değil. Trafik bir canavar genelde. Saqlawa insanı sakince yaşıyor. Şehir kirletilmiş desem kızmayınız.Çay bahçesi çöplük görünümünde. Pek temiz tutulan bir şehir değil malesef.Arap kültürünün yıllarca hükmettiği bu belde, diğerlerinden farklı değil. Hewler'den Şaqlawa ya gittiğinizde arabanız ve pasaportlarınız kontrol ediliyor ve bu kaçıncı kezdir bilemiyorum.

 

Saqlawa da hatırı sayılır oranda Asuri- Keldani yaşar. Okulları, mahalleleri var. Hafta sonu Hewler'den gelen insanlarla dolar Şaqlawa. Sonrasında tenhalaşır yazın. Bu sene Araplar gelmediği için restorantlar ve otelcilik iflasın eşiğinde Şaqlawa da. Ama bürokrat, teknokratlar ve aydın ve siyasetçileri ise etkilemiyor. Dilan onların uğrak yeri. Geceleri berak gökyüzü ve dolanan ay Sefin dağının eteklerinde kaybolur. Serin ve rahat bir yer. Dostlukların mekanı Şaqlawa her gece bir sedadır yaz gecelerinin. Tabiat insanla bütünleşir. Stressiz bir şehir. Hoşnav'lıların yaşadığı bir belde. Pdk lilerin çoğunlukta olduğu bir şehir.

 

Hewler'den Şaqlawa' ya gelişinizde Salahaddin şehri ve destansı Kore köyünden geçersiniz. Kore Saddam askerlerinin tank ve toplarını bırakarak kaçtığı ilk yer. Salahaddin'de Başkan Barzani yaşar. Hewler'in düzünden Şaqlawa ya geçtiğinizde dağ silsilesi başlar. Her yörenin bir kahramanlık öyküsü vardır. Kawis ağa Şaqlawalıdır. Sesız bir yerde heykeli duruyor. " De lo xalo deste mın dı kelepçede rızîya nın.." dizeleri yerine , şu an kırılan kelepçe şarkısını söylüyor kürdler.

Weli Sebri, 2007