SEFER YAŞAR TABLOLARIN YORUMLANMASI



Resmin Anlamı;

 

Resim sanatı insanlık tarihi kadar eski bir sanattır. Mağara yaşamından başlayarak günümüze kadar süre gelen bu görsel sanat, insanlarda estetik duygu uyandırdığı kadar tarihi bir belge niteliğindedir. Dünyanın çeşitli yerlerinde farklı yerlerde işlenen resim dönemi tanımamıza büyük bir olanak sağlamıştır. Bu yüzden resim sanatı ressamın kişiliğin bu kişiliğin ait olduğu toplum koşullarını yaşam alanlarını, savaşlarını kazanıp kaybedilişliklerini çizgilerle ve renklerle yansıtmıştır.

Her gerçek sanat eseri, geleneğe bağlılık oranında, onu yassılayıcı bir özellik taşır. Bu nedendendir ki, bir yandan tarihsel bir süreç içinde yer alır, bir yandan da eşi olmayan benzersiz bir olgudur. Yani hem toplumsaldır hem de alabildiğinde bireyseldir.

Sanat ürünleriyle sürekli düşüp kalkmaktan öte, kuramsal bir çaba isteyen, bu beğeni gelişimin canlı örneğini her şeyden önce pratik yaşantımızda kendiliğinden oluşan kendi davranış ve yargılarımızı kolayca gözleyebiliriz. Tiyatro ile yatıp kalkan bu alanda olgunlaşır. Resimle ilgilenen resimle olgunlaşır. Sefer Yarar’da olduğu gibi çalışmadan geri kalan kısmını resimle uğraşıp, amatörlükten ustalığa doğru, yol almış ve olgunlaşabilmiştir. İşte duyguların pratiğe geçti kısım bu olmalı.

Resim sanatında, resim sanatının yüzyılları aşan uzun dönemlerinde bu bakış açısını uygulamak kimi ön koşullara bağlıdır. Estetik hazzı anlamaya kavramaya dayandıran bu gerçekçi kaçınılmaz yöntem, resim sanatında zorunlu birkaç evrede gerçekleşebiliyor.

Bedrettin Cömert, Mitoloji ve İkonografi kitabında resim sanatını üç bölümde incelemiştir.

1) Doğal anlam

a) olgusal anlam
b) ifadesel anlam

2) Anlaşmalı anlam
3) Asıl ve anlam ve içerik.

 

Sefer Yaşar’ın resimlerinde de gördüğümüz, çizdiği figürler, tanıdığımız kimi nesnelere benzetmektedir, bu onun doğal anlamıdır. Bu anlamda Sefer Yaşar’ın resimlerinde renklerin coşkusu bizde uyandırdığı duygu figürlerin suratına yansıyan ifadeler ruh halini dışarıya yansımasıdır. Yine resimler üzerinde küçük bir inceleme yaptığımızda, aklınıza gelen soruların anlamı olur anlaşmalı anlam. Peki niye göğsü çıplak bir kadın uçurumun kıyısında dünyayı taşıyor. Acaba sıkıldığı dünyadan vazgeçip gideceğine sıkıntılı olan dünyayı mı kendinden çıkarıp atacaktı. Biraz mistik bir havayla şaha kalkan atın kaslarının kabarması, çılgına dönmesi ama bir çocuk tarafından zapt edilmesi nedeni nedir? Sanatçı bütün bunları rasgele yan yana koymuş olabilir miyiz? Bu durumu açıklaya bilmek için ne yapmalıyız?

Asıl anlam ve içerik ; resimlerin yapılış anlamı, figür, çizgi, düzlem, derinlik, kontör, renk, ışık bütünleşmesidir. Resim ortasındaki figürün resmi dengeleye bilmesidir. Düzlem ve derinlik duygusunu uyandıra bilmektir.

Resmin Tarihsel Serüveni;

 

Dünyada insan yaşamlarının mağarada aşlayan kısmında bu serüven Anadolu baktığımızda Antalya’daki Karain Mağarasının duvarlarında çizgisel formda doğal renklerle stilize edilmiş insan ve hayvan figürleri ve insanların vahşi doğaya karşı korunmalarını anlatan sahneler gönümüze ışık tutmaktadır.

Resim antik dönemde ete kemiğe bürünmüş duruma gelmiş, Roma ve Yunan kültürünün vazgeçilmez bir unsuru haline gelmiştir. Özellikle Yunan kentlerinde İyon’yada, Lidya’nın şehir devletlerinde, heykellerin resmin yapımını kendinden önceki kültürlerin yansımasını görmekteyiz. Daha öncesine gidildiğinde firavunların kenti Mısır’da özellikle hiyografi yazısının resimle ifadesi insanların dilli haline geldiği haline geldiği görülmektedir. Yine Amerika kıtasının İnka, Aztek gibi kültürlerinde şiddettin içinde kavrulan bir toplumun sarayların duvarların süsleyen freskler ölümün ve ruhların dili halini almıştır. Bu örnekleri Sümerlerin Zigoratlarına, Babil kentine, Perslerin Persepolis kentine, Medlere, Romalıların zevk ve eğlence dönemine İsa’nın doğumu ve sonrasına farklı yansımaları görülmektedir.

Resim kültürü Türklerde özellikle hayvanlarla mücadelelerine karşımıza sıkça çıkmaktadır. Kurganlarda ortaya çıkan keçeler ve deri üzerine aplike edilmiş figüratif, hayvan ve insan resimleri stilize edilmiş, gerçek dışına çekilmiş, hayal dünyasının bir zenginliği olarak yansımıştır. İslamiyet’tin ortaya çıktığı dönemde hızını kesmeyen resim İslam dünyasının saraylarını fresk tekniğiyle süslemeye devam etmiştir. Hz Muhammed döneminde yapılan saraylarda belline kadar çıplak rakkaselerin beylerine dans eşliğinde kadeh uzattığı resimler, yine İslam dünyasında resmin yasak olduğu olgusunun çürütüldüğü, sonradan mezheplerin koyduğu yasak olduğu anlaşılmaktadır. İslamiyet’in bu yanlış yasağı Anadolu da resmin mecrasını değiştirip yazı süslemelerin gelişiminde kendini göstermiştir. Ama Alevi toplumunda böyle bir yasaklama kabul görmemiş en sevdikleri insanı, Hz Ali’nin resimlerini yapmış ve resmi olan tek halife olarak günümüze gelmiştir.

Resim sanatı 11yy’la kadar bir durgunluk yaşamış, 11 yy. özellikle floransa sanatı, Giottion’nun katedrallere, kilise ve şapellerin duvarlarına çizdiği freskolarla resme üç boyutluluk katıp resmi görsel bir şölen haline getirmiştir. İncil’den seçtiği sahneleri başarıyla yansıtmış orta çağa yeni bir soluk aldırmış, ve iyi bir ılık tutmuştur. 14 yy da Fleman resmi Van Eyek ışığın özgürce dökülüşü, yine bu dönemde tekniğin değişimi , kullanılan malzemeler değişimi resmi gerçek hayata yakınlaştırmış, artık gerçek hayatın tam bir yansıması olmuştur.

 

Rönesans ve sonrası çok büyük sanatılar yetişir ve resim zengin insanların uğraşı olur. 18 yy’da Osmanlı, İslamiyet’in yasağına rağmen padişah Abdülaziz batıdaki bu gelişme karşısında Paris’e asker öğrencileri yollar bu sanatın tekniği öğrenmesi sağlanır. Süleyman Seyir Bey, Şeker Ahmet Bey ve bunların arasında öyle biri çıkar ki yaptığı resimler devrim niteliğinde yeni bir bakış açısı ve özgür temalarıyla yeni bir kültür oluşturan bu kişi Osman Hamdi Bey’dir. Osman Hamdi Bey Paris’ten döndükten sonra Osmanlı’da resmin temelini atar. 19 yy’da Sanay-i Nefise Mektebi açılır ve resim eğitimi verilmeye başlar. Bu dönemde İbrahim Çallı, yaptığı resimlerle ilgiyi üzerine doğru çeker. Cumhuriyet döneminde halka indirilmeye çalışan resim sanatı elit insanların uğraşıymış gibi algılanır ve günümüze kadar böyle gelir.

 

Sefer Yaşar’ın Resim Felsefesi:

 

Sefer yaşar, içimizden biri hayatın devamı sağlamak için günde 8-10 saat çalışan özel hobi olarak gördüğü resmi boş zamanlarında uğraşan değerli bir sanatçı olarak görürüm. Kendi ruh dünyasını resimlerde başarıyla yansıta bilen değerli bir ağabeyimiz.

 

Daha öncede bahsettiğimiz gibi sanat uğraşım işidir. İnsanın iç dünyasının kaynayan yerinden bir yer bulup kendisine akabilmesidir. Sefer Yaşar, bu yollu sanatçı kişiliği ete ve kemiğe büründüre bilmiş , ustalaşmış bir resim tekniğiyle tablolarını oluştura bilmiştir. Muş- Varto Oğlakçı doğumlu ve uzun dönem burada yaşamını devam ettirmiş, daha sonra çeşitli nedenlerle Bursa’ya taşınmış ve göçün bir sonucu olarak kırsal kentin, varoşların ve şehir kültürünün yansımalarını fırça darbelerine yansıta bilmiştir. Bazen bu fırça darbeleri çok sert bazen de çok yumuşamaktadır. Bu sertlik ve yumuşaklık boya rengine göre nefes almakta, ezilmişliğin ruh haline yansımasıdır. Somut resim anlayışı soyut resimle kaynaşabilmiş ve Anadolu Halk Kültürünün temalarını yansıtabilmiştir. Portelerinde arkaya yansıyan karalık form içinde , dış kontörlerin belirginliği kollardan başlayan ( kendi babası ve Murtaza amca porteleri) ve el parmaklarında kendini iyice belirginleşen deforme edilmişlik görülmektedir.

 

Bu bir teknik hata dışında çizdiği figürleri olağandan daha büyük göstermek, olduğundan farklı göstermek dervişlik geleneğinin mistik yansımasıdır. İslamiyet’le uzun süren sansür dönemi geçiren resim sanatı, Osman Hamdi, İbrahim Çallı’larla kendine bir yol seçmiş ama batının etkisinde oryantalist bir bakış açısı sergilemiştir. Ama Anadolu’da Halk Kültürünün yansımaları farklı olabilmiştir. Yaşar; bu yansımanın bir devam niteliğindedir. Öte yanda Gotik dönem resim anlayışı, Floransa resim anlayışını ne kadar takip ettiğini bilmiyorum ama kullanılan renkler ve renklerin uyumu, ışığın geliş açısı ve bu ışığın resmin üzerinde gerçekçi dağılışı bu resim anlayışlarını takibi gibidir. Konu bakımında bir sınırlama görülmediği gibi günlük hayatın içinde ezilmiş kişilikler seçmesi onu biraz da olsa sınırlamıştır. Kadın figürleri resimlerinde bolca kullanmıştır. Bu figürlerin giyimleri Anadolu halk giyimini, çalışmaktan kasları gerilen kadınların asil bir duruşla yansıtmasını bilmiştir. Arka fonlarda kullanılan ve resme derinlik veren doğa biraz abartı durumdadır.

 

Yaşar’ın Tekniği ve Resimlerin Duyguları:

 

Sefer Ali Yaşar; resimleri kendi duygularını yansıttığı hayatın içindeki göremediğimiz gerçeklerle bizi yüzleştiriyor.

 

Kasvetti bir havada şahlanmış atın, ipini tutmuş bir çocuk tablosunda atın ağırlığını göz önünde tutan yaşar; bir denge yakalamak için tablonun ortasına yerleştirmiş çocuğu resmin sol yerine yerleştirip, müthiş bir uyum ve denge yakılabilmiştir. Işığın atın gövdesinden biraz aşağıdan verilmesi Köroğlu destanında seyis Yusuf’un atların rengini yansıtmaktadır.

 

 

Yaşlı kadın tablosu , yine arka forma karanlık verilmiş ki bunun anlamada figürleri ortaya çıkarmaya çalışmaktır. Yaşlı kadın tablosunun, kadınını yüzüne yansıyan ağırlık ve durgunluk aynı şekilde aynı şekilde onun hareketliliğini de yansıtmaktadır. Giyitleri de kültürel bir birikim içinde verilmiştir. Her şeye rağmen elinde bir desteğin olması gerektiğine inanmıştır. Yaşar, kendi kültürünün kadınlar üzerinde ki baskılarının kadını dayandığı bastonla anlatılmıştır. Kontörler fonla birleşmiş durumda. Yerinde yaptığı gölgeler ışığın soldan yansıttığı görülmektedir. Işık ve gölge bir denge içindedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Çitlerin kıyısında yürüyen genç ve kucağındaki çocuk tablosu; Yaşar’ın ustalığını olağanca güzel yansıtan kusursuz bir tablo görünümündedir. Kültürleri birbirinden ayırmaya çalışanlara sınırlar yarmaya çalışanlara karşı bir devrim duruş sergilemektedir. Figürün bizi gören kısmında yüzün kontörü sakaktan çeneye kadar uzun ve aynı karanlıkta çizgiler halinde hiç kesilmeyen ritmik bir yoldan akar. Burun göz ve göz kapaklarının aralıkalarıda gene hiç öyle kesilmeyen çizgilerle çizilmiştir. Bu türde resim Dürer’de görmek mümkündür. Figürler birazda tablodan çıkar gibi çevik ve hızlı bir o kadar da tedirgin, puslu bir hava figürün ruh halini yansıtmaktadır. Elbiselerinde ki yırtıklar çitlerin acımasızlığını yansıtmaktadır. Sınırsız bir toplum özlemi içinde olduğunu bu şekilde yansıtmıştır, Sefer Yaşar.

 

 

 

Rönesans dönemin bir yansıması gibi görünen tamamen renklerin uyumu içinde yansıtılmış iki orta yaşlardaki figürler bu dönemdeki Dürer, Rembrant, Holbcin, Metsu gibi Avrupa sanatçılarının etkisi altındadır. Renkler çok uyumlu. Önde ve arkada verilmiş figürlerle derinlik yakalanmıştır. Işığın etkisiyle fonlar kırmızıya çalmıştır. Işığın etkisi figürlerde bir anı fotoğraf karesi gibi dondurmuş gölgelerle hareketlilik sağlanmıştır.

 

 

 

Göğüsten çıplak kadın tablosunda göğüslerinin açıklığından hiç rahatsız olmayan bir yüz ifadesi, doğadan yansıyan kokuların rahatlığı içindeymiş gibi durmaktadır. Sol tarafında bir sepetin içinde çiçeklerin hemen arkasında Roma sütunu mermerden ve çatlak yemiş gorint başlıklıdır. Yıkılmış bir yapının arkasında boğuk bir hava figürü hiç rahatsız etmemekle beraber bir düzlem üzerinde derinlik duygusunu uyandırmıştır. Ama sağ taraf aynı dengeye yakalayamamış. Sol taraftan yakalanan derinlik bozulmuştur. İri ve tombul göğüslü kadın karşıdan yansıyan güneşin verdiği rahatlık içindedir.

 

 

 

 

 

 

 

Anadolu Halk kültürünü olağanca güzel yansıtan, ezilmişliğin sergileyen ve yine isyani bir duruş içindeki çalı taşıyan kadın, bir utangaçlık içinde sergilenmiştir. Giysileri renge renk ama hiçte cıvık değil. Yırtılış ya da yama yemiş elbiseler konturlarla belirginleştirilmiştir. Yani elbiselerin yırtıklarını vurgulaya çalışmış, Natüralist ve Realist bir duyguyla sergilemiştir.

 

 

Bütün bu tablo izleyenleri çok etkilediği, en yakın bir zaman da sergilenmesi gerekliliğine inanıyorum. Bunun ilk sergisini de köyümüzüde yapılacak olan golasar şenliklerinde sergiye açılması interneti takip edemeyenlerin görmesini sağlamak dileğimizdir. Eline ve yüreğini sağlık Sefer abi……

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Hasan Yuvanc, 2007

kapat