Mektup-I

Derya D. için…

Bir mektup yazmalıyım sana dağlar kadar. İçinde hasretlerim, özlemlerim, acılarım, hayal kırıklıklarım, beklentilerim, sen, ben ve bütün bir dünya olmalı. Yanlız kalamayız. Yanlızlık üşütür insanı. Hani bazen insan niçin yaşadığını sorar ya kendi kendine, amaçsızca yaşadığını düşünür sonra. Oysa anlamı içinde saklı. Yaşayarak hissederek öğrenir hayatın anlamını…

 

Eğer hayatında biri varsa-düşündüğün biri-hem de tüm olumsuzluklara rağmen onun varlığı içindeki yanlızlığı ev üşümüşlük hissini alıyorsa bir çırpıda, bunun anlamı mutluluk değil de nedir?

 

Durup bakmalı insan akan hayata; neresindeyiz diye düşünmeli hayatın. Ne yaptım ne yapabilirim? Yaratmak sadece tanrıya ait bir özellik değildir. Eski çağlarda insanlar kendi yaptıkları putlara taparlardı. Sen de akmasına izin ver içindekilerin. Sen de yaratabilirsin sevmeyi, nefret etmeyi yani bütün duyguları.

 

Bir mektup yazmalıyım sana. İçinde İlkbahar'ın coşkusu, Sonbahar'ın hüznünü taşımalı.. kaybettiklerin ve ileride kazanabileceklerin olmalı. Anlamlı kılmalıyım. Boşluk da yanlızlık kadar kötüdür. İçimdeki boşluk varlığınla dolmalı. Hiç bir türkü yazamadı-yazamayacak sevdamı. Hiç bir şair, hiç bir ressam dökememeli duygularımı kağıda.

 

Yine yanlız ve üşümüş oturuyorum bir köşede. Seni düşünmemek için öldüresiye sigara içiyorum. Bir şaire yakışan şekilde şiir yazıyorum. Hissettiklerim, yapmak istediklerim, yapamadıklarım…Hayatım seni düşündükçe ne kadar da anlam kazanıyor. Şaşırıyorum bu duruma. Ne mekanı ne de zamanı paylaşabildik oysa.

Onun için şiir yazıp onu düşünmekten kendimi alamıyorum. Arada bir –uzakta olsa da- sesini duymak yetiyor. Ve fakat hasretinin sancısı yanlız bırakmıyor.

 

Dedim ya dağlar kadar yazmalıyım diye. Bir dağ neleri barındırmaz ki. Büyüktür, yücedir. Yücesinde hasretleri saklar. Saklısında bulutların hasret gözyaşları vardır. Bulutlar onlara özlemlerini anlatır. Benim kağıda ve kaleme anlattığım gibi.

 

Konuşmak, yürümek, gülmek, uyumak ve dahası sevmek seninle güzel olacak, seninle anlam kazanacak.. Uzaksın, özlüyorum. Uzaklık özlemeyi öğretiyor…

 

Korkuların, çekincelerin, sormak istedikerin, anlamsız buldukların… hepsini hepsini bilmek istiyorum. Ve kırıldığımda, üşüdüğümde, yanlız kaldığımda sana gelmeliyim, kapını çalmalıyım. Başka kime gidebilirim söyle?

Mithat, Nisan 2003 Varto