1-Golasar senliklerinden  izlenimler..


Merhaba Değerli Kovik'liler, 

uzun zamandır siteyi takip etmekte ve yazılanları büyük zevkle okumaktayım. Sizler yazdıkça sitemiz daha bir anlam kazanıyor biz de bu gün acaba kimler ziyaretçi defterinde diye merakla açıp okumaktayız. Ben de duygu ve düşüncelerimi sizlerle paylaşmak adına yazmak istedim. Bu yıl Kovik’te festival yapılacağı haberini alır almaz yıllık izin programımı buna göre ayarladım. Bir ay öncesinden gideceğim günü dört gözle beklemeye başlamıştım ve her gün daha bir heyecanlıydım.Geçen yaz da köydeydim ve çok güzel tatil de yapmıştım.Fakat bu yıl farklıydı ve Golasar festivali olacaktı. Festivalde yıllardır görmediğim dost ve arkadaşlarımı görebilmenin mutluluğu ve heyecanı içindeydim. Bu heyecanıma kardeşim Avni ‘nin de katılması beni daha da sevindirdi. Ailemin tüm fertleri gitmeyi çok istiyordu. Fakat sanki şanslı iki kişi ben ve Avni seçilmiştik. İzmir ‘den ayrılmadan son gece ailemle vedalaşmaya gittiğimde hepsinin gözlerinde hüzün vardı. Herkes bizim gideceğimize mutlu kendilerinin de gidememelerine üzülüyorlardı. Annem yine elinde bir tas suyu arkamızdan dökerek ile bizi uğurladı. 


Sabah havaalanına eşim Bilal bizi bıraktı. Biz Avni ile sanki ilk kez uçağa biniyormuş gibi mutluyduk. Mutluluk tamamen gideceğimiz yer ile ilgiliydi, taabiki. Ankara’ya geldiğimizde yarı Kovik’teydik. Çünkü Ankara havaalanında yakın akrabalarımızı ( Ali Eroğlu ailesi ) görmenin mutluluğunu yaşıyorduk. Hep beraber Muş’a gidecek olan uçağa binip yolculuğumuza devam ettik. Uçaktan Muş ovasını görmek çok güzeldi. Uçaktan indiğimizde dayım Ali ve amcamın oğlu Zeki bizi karşılamaya gelmişti. Kendilerini gördüğüme o kadar sevindim ki bavullarımı almadan gidip kendileriyle görüştüm. Muş’tan ayrılarak bir an önce Varto’ya ve daha sonra da köye gitmek istiyordum. Zeki ‘nin minibüsünde kütçe bir kaset dinleyerek Muş’u terk ediyorduk. Kaset nedense çok dertli türkülerden oluştuğu için ağlamadım dersem yalan olur. Bir ara daha neşeli bir kaset aradım ama maalesef tek kaset vardı. Yine de yöreme ait ağıt ta olsa o an o türküleri dinlemek beni çok mutlu etmişti. Varto’ya geldiğimizde çok tenha olduğunu gördük. Cünkü gün pazardı ve insanların genelde çoğu köydeydi. Hiç vakit kaybetmeden köyün yolunu tuttuk. Köye girdiğimizde okulun önünden geçerken yine çok duygulandım ve anılarım bir film şeridi gibi gözümün önünden geçti. Çünkü iki yıl bu okulda okumuştum. Okuma yazmayı ve Türkçe’yi bu okulda öğrenmiştim. Haydar amcamın kapısı önünden geçerken el sallamış, sanki bütün köye geldiğimizi müjdeler gibiydik. Haksız da değildik. Bir minibüs dolusu Kovik gurbetçisi gelmiştik. Ali dayımlara misafirdik. Oturur oturmaz Hıdır ‘ın geldiğini gördük. Çok sevindik. Hıdır tekerlekli sandalyesi ile sanki bizimle yarış yapmış gibi çabucak gelmişti. Daha sonra tüm akrabalar ve köydeki dostlar bize hoş geldin demeye geldi. Herkes ile kucaklaşıyor ve sohbet ediyorduk. Bir birimizi çok özlemiştik. Biz mutluyduk. Köydekilerde geldiğimize çok mutlu olmuşlardı. Kovi’ğin o güzel suyunda yapılan çaylarımız yudumluyor ve festival den bahsediyorduk. İnsanlarımızda değişmeyen bazı kültürlerin olması çok güzel daha ilk günde insanların gelip bizi görmesi çok güzeldi. 


Artık köyde start vermiştik, zamanımız kısıtlı olduğu ister istemez daha programlı olmak zorundaydım. Öncelikle köyün her tarafını bir güzel gezmeye karar vermiştim. Hotan’a ve yaylaya da gitmek en önemli düşünceydi. Kardeşim Avni daha çok festival ve bilgisayarın kurulması ile ilgilendiği için biraz ondan ayrı program yapmak zorundaydım. Öylede oldu. Bu yıl yaptığım en güzel etkinlik sabah 4:00’de kalkıp yürüyerek yaylaya gitmekti. İyi ki de yapmışız. Çünkü festival programı içersinde olmasına rağmen yayladan döndükleri için bu program yapılmadı. Yaylaya Nazım & Fatma Yuvanç, çocukları Beybal ve Özbal, Cebrail ve Murat ile gittik. Yol boyunca çok eğlendik. Sabah o güzel havada yürümek çok güzeldi. Hotan deresinde güzel bir kahvaltı yaptıktan sonra, soğuk sulu çeşmeden suyumuzu da içtikten sonra, yola devam ettik. Yolda Ali Rıza ağabeyimi gördüm. Bizim köyün sürüsü ile geçti . Yaylada görüşürüz diyerek, ayrılıyorum kendisinden.. Keyifli geçen yolculuktan sonra yaylanın görünen çadırları ve bize doğru koşan çocuklar. Evet gördüğüm tablo harika. Yaylanın son günleri olduğu için biraz tozlu ama yine de suyun aktığı yerler yeşilliğini koruyor. Yayla da tüm çadırları gezip herkes ile selamlaşıyoruz. Isanların yüzü gülüyor. Biz de çok mutluyuz. Yayla da sadece bayanlar yok, birkaç bey de gözüme çarpıyor. Sizin burada ne işiniz var diye sorduğum da, eşlerini özleyip geldiklerini belirtiyorlar. Babası gelen çocukların mutluluğu da gözlerinde okunuyor. Değişen bir şey yok, eskiden biz de babamız yaylaya geldiğinde, sevinmez miydik, biize bir çok yiyecek getirdi diye. Şimdiki çocuklar da bu mutluluğu yaşıyorlar. Eeee hanımları da unutmamak lazım. Yayla bıraktığımız gibi, her holık yerli yerinde duruyor, çocukluğumuzda dibinde helva yaptığımız ve gözümüzde büyük kaya parçası veya dağ gibi görünen o büyük taşlar da aynı yerlerinde. Taşların arkasında havuz yapıp içine girdiğimiz yıkandığımız dere de suyu azalmasına rağmen yerli yerinde. Yaylayı çevreleyen yüksek tepeler de yerinde. Yerine olmayan ne. Ne mi ? Yerinde olan holıkların içinde olmayan köyümün o güzel eski insanları. Hepsi sanki çadırlarından, konlarından çıkacak gelecek, diye bekliyorum. Fakat nafile… Elinde teşisi olan tek bayan yok. Yün tarayan, ayran çalkalayan,sırtında zılıklarıyla tepeden gelen kadın da göremiyorum. O an anladım yaylaya daha bir değer katan çok değerli kadınlarımızı kaybetmişiz.Artık yaylada genç kadınlarımız ve gelinler var. Eski kadınlarımızdan ise dayımın hanımı Hewes ve Harse teyzeyi orda görmek çok güzel. Yinede yaylada olmak ve o güzel havayı solumak, insanlarımızla birlikte olmak harika. Tüm çadırları geziyor. Herkes ile selamlaştıksan sonra kimisinde çay,  kimisinde sira bulgur, kimisinde de zerfet, kimisinde de kate yiyiyorum. Keşke bu gün yaylanın dönüş günü olsaydı da bir de helva yeseydim, diyorum, içimden. Yaylada ki kadınlarımızda ,köyde festival yapılacağı için bir an önce dönmeyi düşünüyorlardı. Haksız da değildiler. İlk kez yapılacak olan bu etkiliğe tabiki katılmak en çok onların hakkıydı. Kendilerini bu konuda desteklediğimi belirterek ayrıldım. Şehidi Bingöl’e yaptığım ziyaretten sonra yürüyerek dönmenin zevkini alıyorum. Çünkü artık çoğu insan yaylaya araba ile gittiği için, bizim için de özlediğimiz yollardan gidip gelmek daha önemli olduğu için yürümek zevkliydi diyorum. 


Köye döndüğümde artık festival programına kendimi endeksledim. Festival gününü heyecan içinde beklemeye başlamıştım. Bu arada dost ve akraba ziyaretlerimi de gerçekleştirdim. Festival günü davul zurna eşliğinde folklor ekibi ve insanların oynayarak ve el çırparak, yale gole ye gelişleri hala gözümün önünde. İnanın bu duyguları anlatmak çok zor. Keşke sizlerde orda olsaydınız ve bu duyguları yaşayabilseydiniz.. Büyük bir heyecanla ben de kalabalığa katıldım. Yukarılardan bir çok insan, yale goleye inmeye başladı. Şenlik başlamıştı. Ben yaşanan bu mutlu anı daha sonrada hatırlamak adına fotoğraf çekmeye başladım. Öyle ki hiçbir kareyi sanki kaçırmak istemiyordum. Festivalin açılışını halay çekip ve folklor ekiplerini izledikten sonra, tüm köy halkı Golasara doğru yol aldı. Yediden yetmişe herkes golasara gidiyordu. Haydar amcam ve Türkan halam hasta olmalarına rağmen, benden önce golasara varmışlardı bile. Bu ne şevkti, sanki ikisi de tamamen iyileşmişlerdi. Golasar da birlik ve beraberlik içinde yaşanan ve paylaşılan değerler görülmeye değerdi. O an iyi ki ben de buradayım dedim. Köyde oluşuma daha bir sevinmiştim. Akşam üzeri ve bir ertesi gün festival tüm canlılığıyla devam etti. Festivale Varto ve Varto köylerinden katılımın olması, bizi çok mutlu etti. Köy halkı yaşanan bu durumdan son derece memnun görünüyordu. Birbirlerini tanıyan birçok aile ve dostlar festival aracılığıyla, bizim köyde olmanın mutluluğunu yaşıyorlardı.. Gece inanılmaz güzel geçiyordu. Hayatım boyunca bu kadar büyük bir halay, hiç görmemiştim. Muhteşem bir görüntü. Yıldızlarla dolu bir göğün altında insanların dostça, kardeşçe bu halay içinde olmaları ve büyük bir şevkle oynamaları müthişti.  O güzel halayı kamera ile çekemediğime çok üzüldüm. Görüntüleri çeken arkadaşlardan rica edeceğim. Umarım bize de bir CD yollarlar. Sanatçı Güven ‘nin performansına hayran olmamak elde değildi. Güven harika türküler okudu ve tüm halkı coşturdu. İnanılmaz bir performansa sahip. Kendisini tebrik etme durumunu bulamadım. Bize mükemmel bir konser verdi. Kendisine sonsuz teşekkürler.. Umarım daha sonra yapılacak festivallerde de kendisini dinleme şansına sahip oluruz… Gece süren program gece 2:00 kadar sürdü. En son yale goleden ayrıldığımda, dayımın oğlu Gökmen ile birlikte dinlediğimiz türküleri yüksek sesle söyleyerek, evin yolunu tuttuk. Dayımın evine geldiğimizde evde de oynamaya devam ettik. 


Ertesi sabah Pazar günü uçak biletimizin dönüş günü olduğu için festivalin üçüncü gününe katılamadık. Sabah yaptığımız kahvaltıdan sonra tüm akraba ve dostlarla vedalaştıktan sonra köyden ayrıldık. Köyden ayrılmak ben de her zaman üzüntü bırakır. Özelikle okulu geçtik ten sonra her zamanki gibi yine ağlamaya başladım. Nedendir bilmem her defasında ayrılmak benim için çok zordur. Tahmin ederim ki sizde aynı duyguları yaşıyorsunuzdur. İzmir ‘e döndüğümde, üç gün boyunca halayda söylenen türküler kulağımda çınlıyordu. Avni’yi arayıp onda da aynı şeyin olup olmadığını merak ettim. Avni de aynı şeyi söylüyordu. Demek ki ikimizde de derin izler bırakmıştı, festival… Değerli dostlar: bu yıl festivalde olmak çok güzeldi. Orada olmak, o sevinci insanlarımızla paylaşmak, beni çok mutlu etti. Golasar festivalin organizasyonunda, başta Ali Bal olmak üzere, Şahin Değer, Hasan Yuvanç ve emeği geçen herkese çok teşekkürler. Bu yılki festivalde ben, zamanımın kısıtlı olmasından dolayı daha çok misafir konumundaydım. Bundan sonra yapılacak olan festivallerde, görev verildiği taktirde elimden geldiğince yardımcı olmak isterim. Sizlerle bu kadar uzun uzuna yaşadıklarımı ve düşüncelerimi paylaştıktan sonra, şunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Güzel bir emek sonucunda bu güzel olay yaşandı. Festivalde tüm Kovik halkının emeği vardır. Herkese emeğinden ve katılımından dolayı çok teşekkürler. Tek eksiklik, yurtdışında ve metropollerde yaşayan Kovik'lilerden katılımın, benim beklediğimden daha az olmasıydı… Umarım gelecek senelerde katılım çok daha fazla olur. Festival tarihi çok önceden belirlenir ve sizlerde izin programlarınızı ona göre ayarlarsanız. Özlem duyduğunuz bu güzel köyümüzde, bu mutluluğu yaşamanın keyfine ulaşırsınız. Daha nice festivallerde buluşmak dileğiyle…. HERŞEY GÖNLÜNÜZCE OLSUN…. SEVGİLER,SAYGILAR…. 


GÜLHAN AKBAL KORALAY