Hamidiye alayları ve Kürtler II

Osmanlılar Alevileri dışlamışlardı, Alevileri sakıncalı olarak görüyordu. Yavuz döneminde onbinlerce Alevi katledilmişti. Osmanlıların bu tavrından Sünni Kürt aşiretleride etkilenmişlerdir. Tabi bunda İdris-i Bitlisinin geliştirdiği Kürt-Osmanlı siyasi ittifakınında etkisi vardır. Aleviler böylesi bir ittifakta yer almadılar. Çünkü Kürt Alevi aşiretleri şah İsmaile yakınlık duyuyorlardı. 1890 yılında Sultan Abdülhamit Hamidiye alaylarını oluştururken, Kürt Alevi aşiretlerine itimat etmediğinden dolayı, Kürt Alevi aşiretlerini Hamidiye alaylarına almıyor. O dönem Xormek aşiret reisi olan İbrahim Talu nun ısrarla Hamidiye Alayı oluşturma talebi, Müşir Zeki Paşa tarafından red ediliyor.Hamidiye alaylarından Kürt alayları, yanlızca Sünni Kürt aşiretlerinden oluşturulmuş-tur. Bu oluşum Kürtlerin içinde varolan zayıf ilişkilerin onarma ortamını tamamıyla ortadan kaldırıyor ve Kürt aşiretleri arasındaki kavga ve sürtüşmeleri daha da derin-leştiriyordu.


Evet, Cibran aşireti iki alay oluşturma yetkisini Sultan Abdülhamit’ten alıyordu. Cibran aşiretinin iki alay oluşturma yetkisini koparması, Alevi aşiretleriyle ilişkilerinde bir dönüm noktası olmuştur. Alevi aşiretlerle sürekli çatışma ve mücadele içinde olan Cibranlılar, devletin desteğini almalarıyla çok güçlü bir konuma gelmişlerdir. Alevi aşiretler üzerinde büyük baskı ve zulümler uygulanır. Doğu İlleri ve Varto tarihi kitabında Mehmet Şerif Fırat, özellikle Cibran ve Xormek aşiretleri arasında karşılıklı öldürme, baskın ve talan olaylarını daha detaylı anlatmaktadır. Xormek aşiretinin bir yerde nefsi Müdafası devlete isyan olarak kabul edilir. Aşiret isyancı konuma düşer. Liderleri İbrahim Talu öldürülür.


Cibran aşireti hep merkezi otoritenin yanında yer aldığı, büyük ölçüde hizmet ettiği görülür. Cibran aşiret lideri Xalit bey’e büyük görevler veriliyor. Xalit bey, yetenek ve saygınlığı ile verilen görevi basari ile yapar. Kürtlerin yok sayılmaya, haklarının inkar edilmeye başlamasıyla, Cibranlı Halit bey Kürt Yurtsever olarak ortaya çıkıyor. Cibran aşiret lideri Halit bey devletle yollarını ayırıyor. Xalit bey Cibran aşireti reisi ve Orduda Subaydı. Doğu Anadolunun yeniden zapt edilmesinde kendini gösterenlerden biriydi. Ermeniler karşısındaki son zafer günü, herkesin düğün bayram ettiği gün, Xalid bey üzgündü. O düşünceli ve sessiz otur-maktadır. Ve şöyle der. Bugün birgün bizim boğazımızı kesecek Kılıçları biledik.


Kürtlere Ermeni örneğinde olduğu gibi soykırım ve toplu sürgün yapılamazdı. Kürt halkını yok sayarak hukuken gerçekleştiriyorlardı. Bu noktada Cibranlı Halit bey azadi örgütünü oluşturdu. Kürt halkının var olma ve özgürlüklerini elde etme mücadelesini hedefliyordu. Halit bey Kürt özgürlük mücadelesini örgütlerken en büyük İhaneti kendi yakınlarında görüyordu.

 

Cibranlı Xalit bey Kürt Özgürlük Mücadelesini daha güçlü bir konuma getirmek için, Xormek ve Lolan aşiretlerininde katılmasını arzu eder. Mehmet Şerif Fırat, Doğu İlleri ve Varto tarihi kitabında şöyle anlatmaktadır. Halit bey bu sırada Varto merkezinde ve akrabası binbaşı Kasım, Lolan aşiretinin Karakoç köyünde oturuyordu. Bu işi gizli olarak konuşmak için kendisi Karaç köyüne gelmiş. 15 Haziran 1336 – 1920 günü Xormek ağalarını ve Lolan eşrafını bu köye davet edip, Osmanlı devletinin artık dağılmış olduğu ve bir Kürt devletinin kurulması yönünde konuşur. Konferans odası ağzına kadar doluydu. Sedirin yanıbaşında oturan Xormekli Mustafa Zeynel’in torunu Veli ağanın ve Zeynel kardeşi Xalo’nun sesleri yükseliyor. Xalit bey erkekçe konuşa-lım. Biz Kürt değiliz. Nemrutla akrabalığımız yoktur. Bizim size itimadımız yoktur. Siz Hamidiye alayı oldunuz, yıllarca birbirimizi kırdık. Bizde size kul olmayız. Bırakın kardeşler gibi yaşıyalım. Bir an için konferans salonu karışmış, ağalar kafile halinde atlarına binerek köylerine savuşmuşlardır. Bu toplantı bir dönüm noktası oluyor. Cibranlı Xalit bey ve aşireti Mustafa Kemal önderliğindeki Mücadeleye Muhalif konuma düşmüşlerdir.


Alevi aşiretler de geçmişte Hamidiye alaylarından gördükleri baskı ve Cibran aşiretiyle düşmanlıkları nedeniyle karşı safta yer almışlardır. Roller değişmeye başlamış, Cibranlılar çöken, Xormek ve Lolanlar ise yükselen gücün yanında yer almışlardır. Saltanatın ve Halifeliğin kaldırılması, Alevi toplumunu Mustafa Kemal’e bağlayan önemli öğe oldu. 1938 deki Dersim olaylarına kadar. Kürt aşiretlerinde birilerini ihanetle, birilerini yurtseverlikle değerlendirmek doğru olmuyacağı düşüncesindeyim. Geçmişte Kürtler arasına egemen güçler tarafından nifaklar sokarak birbirlerine kırdırılmışlardır. Osmanlıdan beri devlet mezhep, din ayrılığından çok yararlanmıştır. Alevi Kürdü Sünni Kürde, Yezidi Kürdü Müslüman Kürde kırdırmıştır.


Sonuçta Alevi aşiretlerin yönetici kesimleri bir dönem, Sünni aşiretlerin yöneticileri bir dönem devletle işbirliği yaparak, Kürt halkına büyük zararlar vermişlerdir.

Ali Qemer, 2007