Anadolu topraklarinda, bir katliamin düsündürdükleri..


Yasadigimiz Anadolu topraklarinda bir cok savas, istihla, sürgün ve kiyimlar yasanmistir. Bu bölgede yasiyan veya bölgenin insani olarak, son yasanan Ermeni kiyiminin karsisindaki tavirimiz ne olmali, toplumsal veya kişisel sorumluğumuz nedir? Ermeni halk katliami tarihimizde önemli bir yer kapsamakta ve ayni zamanda kara bir leke olarak durmaktadir. Katliamin uygulandigi bölgenin inasani olarak, kendimizlen hesaplasmak zorunlugumuz var. Bu konuda anlasilmsi zor olan türkiye aydinlarin suskunlugunu bozmamasi, bunu ne yasal zorluklar, nede devlet baskisi gibi nedenlere bagliya biliriz. Üzerinden 90 yil gectigi icin kabuk tuttuguna inanilan bir yarayi, kasimamak tercih edilmektedir. Türkiyede Ermeni sorunu üzerine yazilan eserlere baktigimizda, garip yazilarla karsilasiriz. Bu yazilar ya resmi devlet görevlilerince, yada milliyetci veya islamci kisilerce kaleme alinmistir. Bu eserlerde, Ermenilein nankürlügünden, güvensizliginde bahs eder, saldirgan bir dil kullanirlar. Asil katl edilen Türklerin oldugu ileri sürülür. Yazilarinda irkci bir dil kullanillir. Garib olan , yazarlarin irkci yargilari, dogrudan kendi görüsleri olarak sunmamalaridir.

 

Sürekli olarak baska yazarlar kaynak olarak gösterilmekte, onlarda yapilan alintilarin arkasina saklanilmaktadir. Planli Ermeni katliami özelikle 1914 yilinda itibaren baslar. Belilirli teskilatlar olusturulur. Teskilat-i Mahsusa birlikleri ve kürtlerde olusturulan hamidiye alaylari. Dogu anadolu Villayetlerinde, savas vergisi toplamak, asker kacaklarini takip etmek bahanesiyle köyler bahsilir, yagma, talan yapilir ve yerel katliamlar düzenlenir. Teskilat-i Mahsusa katliamlari planli sekilde organize eder. Teskilat-i Mahsusa büyük ölcüde hapishanedeki hükümlulerden, Balkanlardan ve Kafkasyadan katliamlardan kacarak kurtulmus, göcmen müslüman gönüllülerden meydana gelmistir. Teskilat-i Mahsusa birlikleri katliam icin özel olarak egtildikeri söylenmektedir ve yahut yazilmaktadir. Savasin ilk aylarinda bu birliklerce yapilan düzenli köy baskinlari, yagma, talan ve adam öldurme öyle aci boyutlara varirki, bazi illerin valilikleri bu tür faaliyetlerin durdurulmasini talep ederler. 1914 Sarikamis yenilgisi tam bir dönüm noktasini teskil eder. Subat 1915 yilinda verilen bir emirle, ordudaki tüm Ermeni askerleri silahsizlandirilir ve bunlardan isci birlikleri olusturulur. Bu birlikler yol yapimi ve esya tasimasinda kullanilir. Bu birlikler daha sonra soguk ve acliga terkedilerek yada katledilerek imha edildiler.

 

Ermeni halkin silahsizlandirilmasi eylemi ise, savas baslamada önce baslamis bulunuyordu. Teskilat-i Mahsusa birlikleri bu konuda cok aktivlerdi. silah arama, savas vergisi toplama, asker kacagi arama gibi bahanelerle sistemli olarak baskin ve adam öldürme olaylari meydana geliyor. Bunlar artik günlük vakalar sayiliyordu. Ermeni askerlerin silahsizlandirilmalari, önderlik yapacak durumda olan erkeklerin öldürülmesi, sistemli imha harekitine girismeden önce alinan ön tedbirlerdi. Bazi bölgelerde tehcir kararina karsi cikacaklari tahmin edilen devlet memurlarida, kursuna dizilmislerdir. Sürgün eylmi icin karar 1915 de alinir ve bir haziranda resmi gazetede yayinlanir. En büyük sürgün ve katliam eylemleri Osmanlilarin savasi kaybetmesi durumunda, Ermenistan olma telihkesi tasiyan, Dogu illerinde yapilir. Bu illerde mayis otasinda basliyan sürgünler, Agustos basina kadar tamamlanir. Ermeni halki sürgün öncesinden erkek nufusunda arindirilmisti. Bunun yapilmadigi yerlerde ise yollarda ilk is olarak erkekleri kadin ve cocuklarda ayirilmis ve kursuna dizilmislerdir yada degisik sekillerde imha edilmislerdir. Katliamlara Teskilat-i Mahsusa birlikleri, ceteler, askeri birlikler ve sivil halk da katilmistir. Sürgünlerin ilk hedefi Halep buraya sag ulasanlar, yeni yerlerine yollanmak üzere toplama Kamplarina konuluyorlardi. Tam bir ölüm kampi olan bu kamplarda sag cikmak bir mucize idi. Ermeniler sadece katledilmemisler aclik, susuzluk ve hastaliklarla öldürülmuslerdir. Tüm tehcir eylemi ne kadar insanin öldürüldugu bilinmemektedir.

 

Bazi kaynaklar 600.000 dolayinda oldugunu yazar. 1919 yilinda Istanbulda, Ittihati ve Terakki önderlerinin yargilanmalarinda, ölü sayisi 800.000 dolayinda verilmektedir. Alman arastirmaci Lepsius ise bir milyon da bahs etmektedir. Talat pasaya görede ermeni meselesi yoktur. Ermeni katliami türklerin kendilerini yok olma naktasina geldiklerini hisettikleri bir anda, ellerinde kalan son toprak parcasini tutmak amaciyla, tehlike olarak görülen ulusal azinligi yok etmeye yönelmistir. Katliama neden olan sebepleri daha net irdelemek icin, Osmanli imparatolugunun son yüzyilina (hasta haline) ve türk ulusal kimligin otaya cikisina bakmak gerekir. Almanyada Yahudi katliami resmi olarak kabul edilir ve üstü örtülmeden tartisilir. Türkiyede ise tam bunun tersi söz konusudur. Resmi toplum bunu redetmektedir , bunun tartisilmasina izin verilmemektedir. Hatta tarihin bu sayfasi, yasanmamis muamelesi görmektedir. Katliam ve kitlesel kiyim gibi bir cok gunahla yüklü bir ulusun mensublari olarak, elestiriye önce kendimizde baslamaliyiz. Günümüzde Kürt halkina karsi yapilanlarda bunun bir basit örnegidir. Kitlesel katliamlari engelemek icin suskunlugumuzu bozmaliyiz.


Ali Qemer

kapat